2 Ocak 2009 | 21:27:07

Allah'ın Sübuti sıfatlarından. Allah'ta bulunması zorunlu olan konuşma
niteliğini belirtir. Allah bu sıfatı ile peygamberler aracılığıyla emir ve
yasaklar koyar, haberler verir. Ancak konuşmasının mahiyeti bilinemez.

Kur'an'da Allah'ın konuşma niteliğine sahip olduğunu gösteren çok sayıda âyet
vardır. "Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmaya gelip de Rabb'i onunla
konuşunca... " (el-A'raf, 7/143), "De ki: "Rabbimin sözleri için deniz mürekkep
olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz: tükenir" (el-Kehf, 18/109), "Ve
eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanma al
ki, Allah'ın sözünü işitsin... " (el- Tevbe, 9/6) ve "Kıyamet günü Allah ne
onlarla konuşacak ve ne de onları temizleyecektir." (el-Bakara, 2/ 174) bu
âyetlerden yalnızca birkaçıdır.

Kelamcılara göre Allah'ın Kelam sıfatı ile nitelenmesinin zorunlu olduğu akıl
yürütme yoluyla da kanıtlanabilir Kelam bir olgunluk, kemal niteliğidir. Bu
nedenle Allah'ın Kelâm sıfatı ile nitelenmesi zorunludur. Allah bunun tersi olan
konuşmama ve dilsizlik niteliğinden münezzehtir. Diri olan varlık konuşma
niteliğine sahip değilse, konuşmama ve dilsizlik gibi afetlerle nitelenmesi
gerekir. Oysa Allah tüm eksiklik ve kusurlardan uzaktır. Tüm peygamberler
Allah'ın kelâmını insanlara aktarmış, O'nun emir ve yasaklarını, haberlerini
bildirmişlerdir. Bu, bütün peygamberlerden mütevatir olarak gelmiştir.
Peygamberlerin elçilik görevi de ancak Allah'ın kelam sıfatı ile mümkündür.
Allah'ın konuşma niteliğine sahip olmaması durumunda risalet görevinden de söz
edilemez. peygamberlerin varlığı ve bildirdikleri Allah kelamı Allah'ın konuşma
niteliğine sahip olduğunun kanıtıdır.

Allah, peygamberlerle konuşur. Ancak bu konuşma iki insanın karşılıklı
konuşmalarına benzetilemez. Bu konuşmanın biçimi Kur'an'da şöyle belirtilir:
"Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (ilham yoluyla, kulunun
kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur, yahut bir
elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder" (eş-şûrâ, 42/51). Allah'ın "perde
arkasından" konuşması, Hz. Musa (a.s) ile olduğu gibi bir ağaç ya da benzeri bir
nesne aracılığı ile konuşmasıdır. Bir elçi göndermesi de kelâmını bir melek
(Cebrail) vasıtasıyla vahyetmesidir.

Kelamullah ve Kelam-ı Kadim deyimleri Kur'an'ı dile getirir. Allah'ın mütekellim
(konuşan) ve Kur'an'ın da Allah'ın kelamı olduğunda tüm İslam mezhepleri görüş
birliği içindedirler. Ancak Kur'an'ın Kelam sıfatı gibi kadim (ezeli) mi, yoksa
mahluk (yaratılmış) ve hâdis (sonradan olma) mı olduğu konusunda çok farklı
görüşler öne sürülmüş, çok şiddetli tartışmalar yürütülmüştür. Bu konudaki belli
başlı görüşler Selef, Mutezile ve Eş'ariye ile Mâturidiyye tarafından savunuldu.

Selef'e göre Kur'an Allah'ın kelâmıdır ve mahluk değildir. Allah'la kaimdir ve
O'ndan ayrı değildir. Kur'an ne yalnız anlam, ne de yalnız harflerden ibarettir;
her ikisinin toplamından oluşur. Allah harflerle konuşur, harfler de mahluk
değildir. Kulun okuyuşu, sesi ve okuma fiili yaratılmıştır, Allah ile kaim
değildir. Fakat dinlenilen Kur'an mahluk değildir, Allah ile kaimdir. Allah'ın
kelâmı Cibril vasıtasıyla inzal olunan anlamın hikayesi değil, ibaresidir.

Selef'in benimsediği anlayışın tam karşısında Mutezile'nin görüşleri yer alır.
Mu'tezile'ye göre Kur'an ses, harf, âyet, sûre vb.lerinden oluşmakta; telif,
tanzim, tenzil, inzal gibi hudûs (sonradan olma) nitelikleri taşımaktadır. Bu
nedenle kadim değil, mahluktur. Allah'ın konuşması, mütekellim olması, kelamı
belli bir mahalde, örneğin Cebrail'de, peygamberlerde, Levh-i Mâhfuz'da, insanın
okuyuşunda yaratmasıdır. Kur'an'ın kadim (ezeli) olması, Allah'ın zatı ile
birlikte ikinci bir kadimin daha bulunması demektir. Bu da tevhide ters düşer.

Eş'ari ve Maturidi kelamcılar Selef ile Mutezile arasında bir yol izlediler.
Bunlar kelamı "nefsi" ve "lafzi" olmak üzere ikiye ayırdılar. Nefsi kelam
(kelam-ı nefsi), Allah'ın zatı ile kaim, mahiyetini anlayamayacağımız ezeli bir
sıfattır. Lafzi kelâm (kelâm-ı lafzî) ise nefsi kelâma delalet eden ses ve
harflerden oluşan Kur'an'ın lafzıdır. Bu lafzî kelam hudûs (sonradan olma)
nitelikleri taşıdığı için ezeli değildir, mahluktur. Eş'arî ve Maturidîler nefsi
kelâmın işitilip işitilmemesi konusunda ayrılmışlardır. Eş'arîlere göre nefsi
kelam işitilebilir. Çünkü varolan bir şeyin işitilmesi de mümkündür. Maturidîler
ise nefsi kelamın işitilemeyeceğini savunurlar.


_________________
ALLAHIM GönLümde oLany Hakkymda HayyrLy eyLe,
Hakkymda HayyrLy oLana GönLümü Razy EyLe...


Yazar :DuyguBahcem
Mesaj: 1+

2 Ocak 2009 | 21:48:14

Ellerinize ve yüreğinize sağlık.


_________________
Gönlümün Gülü


Yazar :WebMaster
Site Yöneticisi

6 Ocak 2009 | 20:47:38

inşALLAH eLimden GeLdigince PayLaŞımda ßuLunucam


_________________
ALLAHIM GönLümde oLany Hakkymda HayyrLy eyLe,
Hakkymda HayyrLy oLana GönLümü Razy EyLe...


Yazar :DuyguBahcem
Mesaj: 1+



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group