namaz Namaz Sayfaları » Namaz Soru Cevap » Cemaatle Namaz Kılarken, Ayakların Sağ Ve Solda Du hakkinda bilgi yer almaktadır.

Konu İçeriği : Cemaatle namaz kılarken, ayakların sağ ve solda duran adamların ayakları ile bitişmesi konusunda bir hadis var mıdır? Saflarda dikkat edilmesi gereken konular nelerdir?

--------------------------------------------------------------------------------

Bu konuda Buharî ve Müslim’in Hz. Enes’ten naklettikleri şöyle bir hadis vardır. Hz. Enes, Peygamberimiz(a.s.m)’in safları düzgün tutmamız konusunda gösterdiği hassasiyetini belirtikten sonra şöyle der: “(Resulullah’ın bu emirlerinden sonra) ben bizzat şunu müşahede etmiştim ki, birimiz omzunu arkadaşının/yanındakinin omzuna, ayaklarını da onun ayaklarına bitiştiriyordu.”(bk. Buharî, Ezan, 76; Neylu’l-Evtar, 3/187).

Bu Hadis, cemaatle namaz kılarken, safların düzgün ve sık tutulmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, namazda ayaktayken, bir özür bulunmadığı takdirde, iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak sünnettir. Çünkü bu durum huşuya daha yakındır. Şafiîlere göre, iki ayak arası bir karış kadar açılır.

Namazda safların nasıl olacağı konusunda başka rivayetler de vardır:

“Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar." (Müslim Salât 122)

"Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların düz olması, namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir." (Buhârî, Ezân 74; Müslim, Salât 124)

"Saflarınızı dümdüz tutunuz ve birbirinize sımsıkı yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da görüyorum." (Buhârî, Ezân 72; Müslim, Salât 125)

"Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allahuteâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz." (Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127)

Resûlullah, okları düzeltir gibi safları düzeltir, ashabı buna alışıncaya kadar böyle yapmaya devam ederdi. Kendisi bir gün namaza çıktı ve namaz kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

"İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. İlk saflarda bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder." (Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 25)

"Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez." (Ebû Dâvûd, Salât 93, 98)

"Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum." (Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28)

Yukarıdaki hadislerin ana konusu safları sık ve düzgün tutmaktır. Bu hadislerde safları düzgün tutma konusu, değişik ifadelerle ele alınmıştır. Bütün bu hadisler, Peygamber Efendimiz (asv)'in safları düz ve sık tutmaya büyük önem verdiğini göstermektedir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asv)'in safların düz ve bir hizâda tutulmasına çok önem verdiği, cemaatten kiminin ileri kiminin geri durmamasını istediği, hatta bunu sağlamak için safların arasında dolaştığı, cemaatin göğüslerine ve omuzlarına dokunarak onları hizaya sokmaya çalıştığı görülmektedir. Saflar düz tutulmadığı takdirde Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik şuurunun kaybolacağını, kalplerin, gönüllerin birbirinden kopacağını ifade buyurmaktadır.

Müslümanları ancak sünnet-i seniyyenin kurtaracağına gönülden inanan kimseler, Peygamber-i Zîşân Efendimiz (asv)'in saf düzeni konusuna bu kadar büyük önem vermesinin hikmeti üzerinde düşünmeli ve bu sünneti canlı tutmaya çalışmalıdır. Müslümanları günde beş, ayrıca cuma günleri haftada bir, Ramazan ve Kurban Bayramları dolayısıyla yılda iki defa büyük cemaat halinde bir araya toplayan namaz ile toplum hayatımız arasında sıkı bir ilgi bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Şayet Müslümanlar namazlarını düzgün ve usûlüne uygun şekilde kılabiliyorlarsa, muntazam bir hayatı benimsemeleri sebebiyle hal ve gidişleri, yani toplum düzenleri de iyi olacaktır.

Hadiste "Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar." buyruğu ile, aklı başında ve bilgili kimseleri hep önde tutma ve onlara lâyık oldukları değeri verme gereğidir. Bir toplum bilgili ve aklı başında kimseleri her hususta kendine rehber edinirse, daima ileri gider ve her konuda başarılı olur. Namaz kılarken bilgili kimseler imamın arkasındaki safta yer almak suretiyle, imam yanıldığında onu ikaz ederler; imam onlardan birini kendi yerine geçirme ihtiyacını hissederse, bu göreve hazır durumda beklerler. İlim ve anlayış bakımından önde gelenlerin arkasında, bu hususlarda onlardan sonra gelenler yer alacaklardır. Konuya bir başka açıdan bakılacak olursa, en önde yaşlı başlılar, onların arkasında gençler, en arkada da çocuklar saf tutacaklardır.

“Namazın tamam olabilmesi için safların düz olmasının gerektiğini” belirten Resûl- Ekrem Efendimiz (asv), yine safların dümdüz ve sımsıkı tutulmasını tavsiye ettikten sonra, “Bu emrine uyulup uyulmadığını Allah Teâlâ'nın ona gösterdiğini, önünde olup bitenleri gördüğü gibi, arka tarafta yapılıp edilenleri de gördüğünü” söylemektedir. Cenâb-ı Hakk'ın Resûl-i Ekrem'ini üstün özelliklerle donattığını biliyoruz. Allahuteâlâ'nın ona bizim görmediklerimizi gösterdiğini (Tirmizî, Zühd 9), bu sebeple sadece arka safta olup bitenleri değil, cennet ve cehennem de neler olup bittiğini dahi gösterdiğini (Buhârî, İlim 24) biliyoruz ve buna iman ediyoruz. Resûl-i Kibriyâ'nın ashâbına bu özel durumunu hatırlatarak onlardan safları düz tutmalarını istemesi, meseleye ne büyük önem verdiğini ortaya koymaktadır.

Peygamber aleyhissalatü vesselamın, namazda ashâbının bağladığı safları, bir okçunun okları elleriyle yontup düzelttiği gibi mübârek elleriyle düzeltmesi, onları buna alıştırıncaya kadar uzun süre saf tanzimi üzerinde durması, hatta bir gün namaza başlamak üzere tekbir alacağı sırada göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adamı görünce, tekbir almaktan vazgeçip, düzgün saf bağlamanın önemi için şöle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah Teâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz." (Müslim, Salât 128) Onun bazan namaza duracağı sırada, oradaki bir değneği önce mübârek sağ eline alıp sağ tarafına döndüğü ve "doğrulunuz, saflarınızı düzeltiniz" buyurduğu, sonra değneği sol eline alıp sol tarafına döndüğü ve orada bulunanları da aynı şekilde uyardığı bilinmektedir. (Ebû Dâvûd, Salât 93)

Daha sonraki zamanlarda Hulefâ-yi Râşidîn efendilerimiz bu titizliği aynen devam ettirmişlerdir. Hatta belirtildiğine göre Hz. Ömer (ra) bazı kimseleri saf düzenini sağlamakla görevlendirmiş, o kimseler kendisine saflar düzeldi diye haber vermeden namaza başlamamıştır. Hz. Ali (ra) safların düzgün olup olmadığını bizzat kontrol etmiş, "Falan, sen ileri geç! Falan sen de geriye çekil!" diyerek cemaatin düzgün saf bağlamasını sağlamaya çalışmıştır. Sahâbîler ise omuzunu yanındakinin omuzuna, dizini yanındakinin dizine, ayağını yanındakinin ayağına yapıştırmak suretiyle safların bitişik ve düzgün tutulmasını sağlamışlardır.

Bütün güzellikleri kendisinde toplayan Efendimiz (asv)'in çirkin bir görüntüye göz yummadığı, estetik olmayan bir görüntüyü göz ucuyla bakmak suretiyle bile hemen yakaladığı, dolayısıyla onun güzellik anlayışının son derece ince ve yüksek olduğu görülmektedir. Şunu da belirtelim ki, cemaat düzenli saf bağlamayı öğrenmiş ve aralarda boşluk bırakmayacak kadar sık durmuşsa veya cemaat üç beş kişiden ibaret ise, imamın onları "Safları düzgün tutunuz" diye uyarmasına gerek yoktur.

Efendimiz (asv), safların düzgün olmasına özen göstermeyenleri bekleyen tehlikeye işaret ederek, "Ey Allah'ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allahuteâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz" diye uyarması, üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir konudur. Safların düzgün olmasına dikkat edenler, iç dünyaları düzgün, huzurlu ve âhenkli, ayrıca doğru, dürüst ve düzgün olmayı arzu eden vasıflı insanlardır. Zira safların düzgün olmasına önem vermeyenler, gönül dünyası dağınık, perişan ve vurdumduymaz kimselerdir. Ruh dünyası dağınık ve perişan, hedefi belirsiz, yüce bir idealden yoksun kişiler şayet kendilerine çeki düzen vermeye, derlenip toparlanmaya ve böylece kendilerine gelmeye gayret etmezlerse birbirlerine olan düşmanlıkları artar, araları iyice açılır, sonuçta yok olup giderler. İç dünyaları düzgün olanların bu güzelliği davranışlarına da yansır. Şu halde Müslümanlar hem içlerinin hem de dışlarının muntazam olmasına gayret edeceklerdir.

Şimdi başımızı iki avucumuzun arasına alıp derin derin düşünmeliyiz ve saflarını düzgün tutmayanları tehdit eden bu hadislerin ışığında kendimize "Acaba biz neden birbirinden bu kadar kopuk, dağınık, birbirine küs, dargın ve düşman olduk?" diye sormalıyız. Câmilerimizde saf bağladığımız zaman, sağımıza solumuza bakınarak perişan halimizin fotoğrafını ibretle seyretmeliyiz. Sonra da saflarımızın düzgün olmasının kalplerimizin düzelmesine vesile olacağını, sıkışık durmamızın da aramızda merhamet ve şefkatin yeniden boy atmasını sağlayacağını bilerek gereğini yapmalıyız.

Şu hale göre Müslümanlar, namazda "ilk saflarda bulunanlara Allah'ın rahmet ettiğini, gönüllerini hoş tuttuğunu, meleklerin de onlara günahlarının bağışlanması için dua ettiğini, safları bitişik tutmayanlara Allah'ın nimet lutfetmediğini" bilerek namazda ön safta yer almaya gayret edeceklerdir.

Bunun yanı sıra saflarını düz ve sık tutacaklar; başlarını ve omuzlarını bir hizaya getirmeye çalışacaklar; saflarda şeytanın girebileceği boşluklar, aralıklar bırakmayacaklar; namaza durmadan önce saf düzenini sağlamak maksadıyla bir Müslüman ellerinden tutup çektiği zaman o kardeşlerine gücenmeyecek ve yumuşak davranacaklardır.

Resûlullah Efendimiz (asv)'in safların sık ve düz tutulması için gösterdiği bunca gayretin bir tek hedefi vardır. O da namaz kılan Müslümanların saflarını meleklerin Allah huzurundaki saflarına benzetmek ve böylece onları Cenâb-ı Hakk'ın rahmetini kazanmaya elverişli hale getirmektir.

Hadislerden Öğrendiklerimiz

1. İmamlar cemaatin saf bağlamasıyla ilgilenmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asv) safların arasında dolaşır, düzgün saf tutmayanları uyarırdı.

2. Saflar arada boşluk bırakmadan düzgün tutulmalıdır.

3. Önce ilk saf tamamlanmalı, sonra sırasıyla diğer saflar tutulmalıdır. İlk saflarda bulunanlara Allah'ın rahmet, meleklerin de dua edeceği bilinmelidir.

4. En fazla sevap imamın arkasındaki safa durmakla, sonra da sırasıyla diğer saflarda bulunmakla elde edilir.

5. İmamın arkasındaki safa, aklı başında, bilgili ve yaşlı başlı olanlar durmalıdır.

6. Öndeki safta boşluk görüldüğü zaman, oraya en yakın olan kimse hemen öne geçmelidir.

7. Safların düzgün tutulması için gayret sarfeden ve böylece her birimizin yapması gereken bir vazifeyi yapan Müslümanlara minnet duymalı ve onlara yumuşak davranmalıdır.

8. Saflar arasında boşluk bulunması, safların eğri büğrü tutulması o namazın mükemmel olmadığını gösterir.

9. Safları düzgün tutanlara Allah merhamet eder, düzgün tutmayanlardan nimetini keser ve onları birbirlerine düşman eder.

10. Şeytan safların arasında boşluk bulunca oraya girer.

bk. İmâm Nevevi, Riyazü's Salihin Tercüme ve şerhi, (Prof. Dr. M. Yaşar KANDEMİR, Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN, Yard. Doç. Dr. Raşit KÜÇÜK), Erkam Yay. 5/267 vd.
  • namazKonu Yazarı: islamgülü

  • namazNamaz Soruları Anasayfa: Namaz Ana Sayfa
  • namazNamaz Soru Sor: Namazla ilgili soru sor
  • namazKonu Başlığı: Cemaatle Namaz Kılarken, Ayakların Sağ Ve Solda Du

  • namazKonunun kategorisi: Namazla ilgili soru ve cevaplar

  • namazEklenme tarihi: 2010-01-02

  • namazOkuma sayısı: 225


Copyright © IsLaMGuLu