![]() |
1917 Albert Einstein’de kuruluşlar, (Radyasyonun kuvantum teorisinde) onun
kağıt Zur Quantentheorie der Strahlungunda, lazer ve onun selefinin icadı
için kuruluşu koydu, maser, radyasyonun Max Planck’ın yasasının yer-kıran
bir kökeninde, olasılık katsayılarının düşüncelerinde temel aldı
(’Katsayılarınınkinin olduğu Einstein ) dalma için, kendiliğinden olan, ve
yaymayı uyardı. 1928'de, Rudolph W. Landenburg, uyarılan yayma ve negatif dalmanın varlığını doğruladı. 1939'da , Valentin A. Fabrikant (SSCB), “Kısa” yükseltmesi için uyarılan yaymanın kullanımının, dalgalandığını tahmin etti. 1947'de , Willis E. kuzusu ve R.C. Retherford, hidrojen tayflarında açık uyarılan yaymayı buldu, ve uyarılan yaymanın ilk gösterisini yaptı. 1950'de , Alfred Kastler (Fizik 1966 için Nobel ödülü), deneysel olarak Brossel, Kastler ve kış tarafından iki yıl sonra doğrulanan görüşle ilgili pompalamanın metodunu teklif etti.Kaynak ; wikipedia |
LAZERİN TARİHİ GELİŞİMİ
20.yüzyılda fizik bilimindeki gelişmeler, öncelikle atom fiziğinde, sonra
nükleer fizikte, daha sonra da temel parçacıklar fiziğinde olmuştur. Bu
konulardaki deneysel gözlemler, klâsik mekanik teori ile izah edilemedi. Zira
atom, molekül ve atom çekirdeğinde yapılaşmanın, enerji, momentum vb. fiziksel
kavramların alabileceği değerler açısından kesikli (kuantumlu) olduğu gözlendi.
Bu durumu klâsik mekanik teori (Newton mekaniği) açıklayamadı. Bunun üzerine
gözlenen gerçekleri izah etmek üzere kurulan yeni teorinin adı kuantum mekanik
teori oldu. 1930′lara gelindiğinde bu yeni teori tüm postulaları ile birlikte
literatüre girmişti. Laser ışınları, görülür bölgedeki diğer ışınlarda olduğu
gibi. atom ve moleküllerin kuantumlu yapılarından kaynaklanmaktadır.LASER,
uyarmalı radyasyon emisyonu ile ışık amplifikasyonu anlamına gelen “Lightwave
Amplification by Stimulated Emission of Radiation” kelimelerinin baş
harflerinden oluşmaktadır. Buna benzer bir kelime daha vardır. O da MASER olarak
bilinir ve yine uyarmalı radyasyon emisyonu ile mikrodalga amplifikasyonu
anlamına gelen “Microwave Amplification by Stimulated Emission of Radiation”
kelimelerinin baş harflerinden oluşur. LASER görülür bölgede ışık
amplifikasyonu (güçlendirmesi). MASER ise, ışığa göre daha uzun dalgaboylu olan
ve mikrodalga bölgesi olarak bilinen bölgedeki dalgalan güçlendirme olayıdır.
Bilim diline bu şekilde giren bu iki kelime, İngilizce dilbilimine de yeni
birer kelime olarak girmiş; fiil yapmak için son “r” harfleri düşürülerek to
lase (laser ışını verme), to mase (maser ışını verme) anlamında çok sık
kullanılır olmuştur. Türkçemizde bu yeni kelimelere tam karşılık gelecek bir
kelime henüz bulunamamıştır. Maser olayı 1954′te, laser olayı ise 1958′de
keşfedilmiştir. Maser ve laseri keşfedenler. Amerika’lı Charles Hard Townes ve
Rus Alexandr Mikhailovich Prokhorov. 1964 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü
paylaşmışlardır. Bu da gösteriyor ki, keşfin önemi on sene sonra
anlaşılabilmiştir. Laser ya da maser ışınlan çok güçlü elektromanyetik
dalgalardır. Laser (ya da maser) olayları da atomların enerji seviyelerine
dağılım dengesi bozulunca, ters dönünce (population inversion) oluşur. Bu
olayın oluşum mekanizmasını, olduğunca basite indirgeyerek açıklamak mümkündür.
<!--[if gte vml 1]> <![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]-->Doğanın en
temel kanunlardan biri, canlı ya da cansız her varlığın normal koşullarda
minimum enerji düzeyinde kalmaya elverişlidir. Atomlarda normal koşullarda en
düşük (taban) enerji düzeyinde bulunurlar. Çok sayıda aynı cins atomlar
topluluğunu (gaz halinde) göz önüne alsak, çoğu atom taban enerji durumunda
olmakla birlikte, şu veya bu sebeple bazı atomların üst enerji seviyelerine
uyarılmış oldukları görülür. Her atomda sonsuz sayıda enerji kuantum seviyesi
vardır. Gaz içindeki atomların çarpışmalar sonunda seviyeler arasındaki
dağılımı, ortamın T sıcaklığına bağlı olarak Boltzman istatistiğine uyar.
Atomlarda taban seviyenin ömrü çok uzun (sonsuz), uyarılmış seviyelerin ömrü
ise, genelde çok kısa, örneğin, 10-8 saniye kadardır. Uyarılmış seviyelerden
bazıları da milisaniye, saniye veya dakika mertebesinde ömre sahiptir. 10-8
saniyeden fazla ömrü olan bu tür seviyeler özel olarak mestastabil seviye olarak
adlandırılır. Laser olayını oluşturabilmek için taban seviye E1, üzerinde, bir
mestastabil seviye E2 ve onun üzerinde bulunan kısa ömürlü ikinci bir uyarılmış
seviye E3 gerekmektedir. Laser olayının oluşturulabilmesi için bu özelliklerde
ve bu sırada üç seviyenin var olması gerekir. Bu tür laserlere üç seviye laseri
denir. Enerji seviyeleri arasındaki normal nüfus dağılımı yapay olarak
değiştirilerek, elektronları üst seviyelere uyarılmış atomların sayısı
arttırılabilir. Bu işlem gaz üzerine,foton enerjisi (E3 –E1) farkına eşit olan
fotonlar (ışık) gönderilerek yapılır. Bu fotonlar gaz içinde E1 seviyesindeki
atomları E seviyesine iter (pompalar). Onun için <!--[endif]--><!--[if gte mso
9]> <![endif]-->V31 ile gösterilen bu frekansa, pompalama frekansı denir.
Pompalama işlemi N3‘ü artırırken N1‘i azaltır. Bu işlem, teorik olarak N3 = N1
oluncaya kadar devam eder. Optik pompalama başlayınca atomların sayısı, artık
Boltzman kanununa uymaz. Pompalamadan dolayı üst seviyelerdeki atom sayısı
artmış, atom sayısı ters dönmüş olur.
İlk defa A.L. Schawlow ve C.H. Townes tarafından 1958′de “Infrared and Optical
Masers” adlı yayınla maser tarif edilmiştir . İlk bulunan lazer Ruby Laser‘idir.
Uçları gümüş kaplı Ruby kristaline Xenon’dan yapılan flaş ışını
ışınlayarak zorlanmış emisyon ve 690 nm. dalga boyundaki lazer ışın elde
edilmiştir. Maiman bunu 16 Mayıs 1960′ da sonuç raporları olarak yayınlamıştır .
Bundan kısa bir süre sonra göz hastalıklarında optik pıhtılaştırma
uygulamalarında Ruby lazer ışını kullanılmaya başlanmıştır . 1961 yılında
Sorokin ve Stevenson grubu U: CaF2 lazeri ile ilgili çalışmalarını
yayımlamışlardır.
1961 yılında ilk sürekli (cw) katı lazer (Nd:CaW04) Johnson ve Nassau tarafından
geliştirilmiştir. İlk gas lazer, 1961 yılında, A. Javan, W.R. Bennet ve D.
Herriot tarafından “Continuous Maser Oscillation in a Gas Discharge with He-Ne
Mvcture”<!--[if !supportFootnotes]--><!--[endif]--> adı ile Phys. Rev. Lett.
dergisinde yayımlanmıştır
Yarıiletken lazer’ler ise 1962′de beş kişilik bir ekip (R.N. Hali, G.E. Fenner,
J.D. Kingsley, T.J.Soltys and RO. Carlson ) tarafından Phys. Rev.Lett. <!--[if !supportFootnotes]-->dergisinde
yayınlanmıştır .
Mathias, 1963’de N2 lazer’ini, 1964′de Geusic, YAG lazer‘ini, Bridges, Ar-Ion
lazer‘ini bulmuştur . Kidler ve Mean, lazer ışını ile plazmayı ısıtarak termo-nükleer
füzyon fikri üzerindeki çalışmaları sonucunda, 1963 yılında Lawrance Livermore
laboratuarında 12 ışınlı bir lazer sitemi kurup lazer füzyon deneyleri
yapmışlardır . 1963 yılında Dr. K. N Patel, 10.6 nm boyunda sürekli (cw)<!--[if
!supportFootnotes]--><!--[endif]--> CO2 lazerini gerçekleştirmiş ve
çalışmalarını 1964 yılında yayınlamıştır.
1965 yılında Henry ve Legay, aktif ortam olarak CO2-N2O gaz karışımını
kullanarak yüksek güçlü (100 W’ın üstünde) elektrik deşarj lı CO2 lazerini
geliştirmişlerdir. Bununla birlikte, Patel ve Kerl CO2-N2 gaz karışımını
kullanarak aynı lazeri gerçekleştirmişlerdir.
1864-1940: Astronomide spektroskopinin tarihçesi.
17-917: Einstein’ in fotonun uyarılmış emülsiyon tezinin kurucusu.
1954: İlk mikro dalga lazeri.
1960: İlk optik lazer.
1965: Orion nebulasında keşfedilen mikro dalga lazeri.
1965: Mikro dalga lazerinin kullanılması sureti ile kozmik arka radyasyonunun
keşfi.
1966: İlk hareketli gaz lazeri.
1970: yıldızlardaki lazer etkisine dair ilk teorinin kuruluşu.
1973: Kuvartslardaki lazer etkisinin keşfi.
1979: Orion nebulasında bulunan yakın kızıl ateşi lazer yıldızı.
1981: Mars ve Venüs’ün atmosferinde keşfedilen CO2 lazeri.
1984: İlk x ışını lazeri.
1993: Gaz kontak plazması lazeri.
1995. Uçan Kuiper Rasathanesi tarafından keşfedilen uzak kızıl ateşi lazer
yıldızı.
1996: Hubble uzay teleskopu ile keşfedilen ultra viyola lazer yıldızı.

Lazer (Light Amplification by Stimulated Emission of
Radiation) fotonları uyumlu bir hüzme şeklinde oluşturan optik kaynak.
Lazerin temeli atom veya molekül enerji düzeyleri arasındaki elektron
geçişlerine dayanır.
Bir atomun iki enerji düzeyi E2 ve E3 olsun ve E3 > E2 farzedelim. Minimum
enerji ilkesine göre atom veya moleküller düşük enerji seviyesinde olmak
istediklerinden E3 seviyesindeki atom kendiliğinden E2 seviyesine inecektir. Ama
bu sırada enerjisi E3 − E2 = hν olan bir foton salar. Burada ν fotonun
frekansıdır. Eğer atom bu salınımı kendiliğinden yaparsa salınan fotonun yönü
tamamen rasgeledir.
Ancak eğer E3 düzeyinde ki atom E3 − E2 enerjisindeki başka bir fotonla
etkileşerek E2 düzeyine inerse bu şekilde salınan atomun yönü ve fazı geçişe
etki eden fotonla aynı olacaktır. Bu ikinci geçiş biçimine uyarılmış salınım (stimulated
emmision) denir ve lazerin çalışmasının ana ilkesidir.
Şimdi çok sayıda atomdan oluşan bir sistem ele alalım. Başlangıçta atomlar en
alt enerji düzeyinde bulunduklarından bir şekilde atomların E3 düzeyine
çıkarılması gerekir. Bu pompalama(population inversion) olarak adlandırılır.
Ayrıca E3 ve E2 arasındaki geçişten lazer ışığı elde edebilmek için atomların E3
düzeyinde kalma süreleri E2 düzeyinde kalma sürelerinden uzun olmalıdır. Ancak
bu şekilde E3 düzeyinde bulunan atomların sayısı daima artacaktır.. Class 1 ile
4 arasında değişen risk dereceleri mevcuttur. En basit tür üç düzeyli lazerdir.