Son Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v)

Gönlümün Gülü Hz.Muhammed (s.a.v) Hayatı Sayfasına Hoş Geldiniz

Sayfamizda Hz. Muhammed (sav)'in Hayatı (Siyer) , Hz Peygamberimiz

Son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v) Hayatı

HZ Muhammed "Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı, korkutucu olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar." Kur'an-ı Kerim : Sebe Suresi 28

  Hz.Muhammed (s.a.v)

Alttaki başlıkları seçerek ilgili bölümlere ulaşabilirsiniz.


[CAHILIYYE DÖNEMI] [EBREHE'NIN KABE'YI YIKMAYA KALKISMASI] [FiL VAKASI EBABiL KUSLARI]

[TEBLIGIN BES DEVRESI] [PEYGAMBERIMIZIN DOGUMU] [PEYGAMBERLIGI VE MEKKE DÖNEMI]

 [MUHAMMED ( A.S) VAHY GELISI] [MIRAC] [MEKKE DÖNEMI] [HABESiSTAN HiCRETi]

 [HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU] [AKABE BEY'ATLARI] [HiCRET] [MEDiNE DÖNEMi]

 [iLK YAPILAN MESCiD]  [BEDiR GAZVESi]  [KAYNUKAOGULLARI VE MEDINEDEN SÜRÜLMELERI]

[UHUD SAVASI] [MEUNE KUYUSU OLAYI] [NADIROGULLARI ILE YAPILAN SAVASLAR]  [HENDEK SAVASI]

 [HUDEYBIYE BARISI] [HAYBER GAZVESI] [HAZRETI PEYGAMBERIN ELÇILERI]

[VEDA HUTBESI] [PEYGAMBER EFENDIMIZIN VEFATI]







SON PEYGAMBER





VEDA HUTBESİ



 Hz. Peygamber'in, hicri 10. yılda yaptığı
Veda Haccı'nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe.
Peygamber (s.a.s) bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyeceğini
bildirip vefatının yaklaştığını ima ettiği, sonraki gelen günler de onun bu
sözlerini doğruladığı için bu hacca Veda Haccı, bu hac esnasında irad ettiği
hutbeye de Veda Hutbesi adı verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe
imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat ta, Mina da ve bir
gün sonra yine Mina'da olmak üzere arafe günü ile bayramın birinci ve ikinci
günlerinde parça parça irad edilmiştir (Tecrid-i Sarih, Terc. X, 396). Değişik
yer ve zamanda irada buyurulduğu için de hutbe, birçok kişi tarafından
birbirinden farh şekillerde rivâyet edilmiş; kişinin ya da grubun duyduğunu
diğerleri işitmediğinden, hutbenin tamamının biraya toplanmasında bu farklı
rivâyetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç ayn yer ve zamanda
buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak biraraya getirilmiştir.


Rasûlüllah'ın bu son haccından bir yıl önce
nâzil olan Tevbe sûresinde, müşriklerin pis olduğu ve bu yıldan sonra Mescid-i
Haram'a yaklaşmamaları (et-Tevbe, 9/28) emredildiği için, Veda Haccı'nda
Mekke'de sadece Müslümanlar vardı, hutbeyi de yalnızca Müslümanlar dinlemişti.
Zaten Mekke'in fethinden sonra müşriklerin sayısı parmakla sayılacak kadar
azalmıştı. Rasûlüllah, Medine'den kendisiyle birlikte yola çıkan yüzbin
civarındaki ashâbıyla Mekke'ye haccetmek için geldiklerinde bir yıl önceki uyarı
sebebiyle Mekke'de müşrik kalmamıştı; çoğunluk Müslüman olurken Mekke'yi
terkedenler de vardı. Rasûlüllah, haccın bütün erkâmın bizzat kendisi yaparak
Müslümanlara öğretmiş, İslâm'ın hac konusundaki emirleri de böylece
tamamlanmıştı. İslâm'ın tamamlandığını bildiren bazı âyetler de bu Veda
Haccı'nda nâzil oldu.


Cahiliye döneminde dışarıdan gelen hacılar
Arafat'ta vakfeye dururken, Kureyş eşrafı diğer insanlardan üstün olduklarını
belli edercesine Arafat yerine Müzdelife'de vakfeye dururlardı. Rasûlüllah
cahiliye döneminin bu sınıf üstünlüğüne dayalı âdetini ortadan kaldırdı ve bütün
hacılar gibi Arafat'ta vakfeye durdu. Rasûlüllah'a orada bu dinin tamamlandığı
şu âyet-i kerimeyle müjdelendi: "Ey Mü'minler, şu küfreden müşrikler bugün
dininizi söndürmekten ümidlerini kesmişlerdir. Artık bundan böyle onlardan
korkmayınız; ancak benden korkunuz. Bugün dininizi kemale erdirdim; ve size
ihsan ettiğim nimetimi tamamladım. Din olarak da size İslâm'ı seçtim"(el-Mâide,
5/3). Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnızca Hz. Ebû
Bekir ile Hz. Ömer, bunun, Hz. Peygamber'in vefatının yaklaştığına delalet
ettiğini anlamışlar ve gözlerinden yaşlar akmıştı. Gerçekten de bundan sonra
Rasûlüllah seksen iki gün yaşamış ve vefat etmiştir.


Arafat'ta yüz binin üzerindeki hacıya
hitaben bir hutbe irad eden Rasûlüllah sesinin bütün hacılar tarafından
işitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabilerden bazılarını
görevlendirdi. Rasulüllah'ın sözlerini tekrar eden bu kişiler hutbenin bütün
hacılar tarafından duyulmasını sağlıyorlardı. Devesi Kusva'nın sırtında olduğu
halde Rasûlüllah şu hutbeyi irac etti:


"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz.
Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha
buluşamayacağım. Ey İnsanlar bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu
aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mübarek bir şehir ise;
canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan
emindir. Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve
hareketinizden sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere dönüp
birbirinizin boynunu vurmayın. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara
bildirsin Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi
anlayarak muhafaza etmiş olur.


Ey ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa
onu sahibine versin. Fa izin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımız altındadır.
Lakin borcunuzun aslın vermek gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız.
Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin
her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib'in oğlu
(amcam) Abbas'ın faizidir.


Ashabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan
davaları da tamamen ortadan kaldırılmıştır,' ilk kaldırdığım kan davası da
Abdulmuttalib'in torunu (yeğenim) Rebîa'nın kan davasıdır.


Ey İnsanlar! Bugün şeytan sizin şu
topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat gücünü ebedi surette kaybetmiştir.
Fakat bu kaldırdığım şeyler haricinde küçük gördüğünüz işlerde de ona uyarsanız
bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan sakınınız.


Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riayet
etmenizi ve bu hususta Allah' tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları
Allah'ın emaneti olarak aldınız. Ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah
adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların,
aile şerefini koru malları ve evlerinizi sizin hoşlanmadığınız hiç kimseye
açmamaları, çiğnenmemeleridir. Eğer onlar, razı olmadığınız herhangi bir kimseyi
evinize alırlarsa onları hafif bir şekilde dövebilir, azarlayabilirsiniz.
Kadıların da sizin üzerinizdeki hakları; örfe göre her türlü giyim ve
yiyeceklerini temin etmenizdir. Ey mü'minler, size bir emanet bırakıyorum ki siz
ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanet Allah'ın
kitabı Kur'ândır.


Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi
muhafaza ediniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve bütün Müslümanlar kardeştir.
Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir.
Ancak gönül hoşluğuyla verilen başka. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyiniz.
Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır:


Ey insanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine
hakkını vermiştir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde
doğmuşsa ona aittir. Zinakâr için mahrumiyet cezası vardır. Babasından başkasına
nesep iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına uymaya kalkan nankör,
Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanların düşmanlığına
uğrasın. Cenab-ı Hak bu insanların ne tevbelerini ne de şehadetlerini kabul
eder."


Rasûlüllah sözlerinin burasında
dinleyenlere sordu: "Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?"
Ashab-ı Kiram cevap verdi:


"Allah'ın risâletini tebliğ ettin; risalet
görevini yerine getirdin, bize vasiyyet ve nasihatte bulundun diye şehadet
ederiz." Rasûlullah şehadet parmağını göğe kaldırarak üç kez "Şahit o! ya Rab!
Şahit o! ya Rab! Şahit ol ya Rab!" buyurarak Arafat'taki hutbesini bitirdi.


Hz. Peygamber güneş batıncaya kadar vakfede
durdu. Tam buradan inmeye karar vereceği bir anda yukarıda zikredilen Mâide
sûresinin üçüncü âyeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Rasûlüllah yavaş
adımlarla Arafat'tan inerek Müzdelife'ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile
akşam ve yatsı namazlarını birleştirerek kıldı. Ve istirahata çekildi. Sabah
olunca cemaatle birlikte sabah namazını kaldı ve ortalık iyice ağardıktan sonra
Müzdelife'den Cemretü'l Akabe mevkiine geldi. Şeytan taşlamadan sonra Mina'ya
geçen Rasûlüllah burada da Veda Hutbesi'nin diğer bölümünü irad etti. Allah'a
hamdü senadan sonra devamla:


"Ey insanlar! Sizi Allah'ın kitabına
bağlayan peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, ona itaat ediniz. Hac
ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördüğünüz gibi ifa ediniz. Öyle
sanıyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. " Rasûlüllah bundan
sonra halkla sorulu cevaplı sürdürdüğü hutbesini: "Ey insanlar! Ayların yerini
değiştirerek geri bırakmak inkârda aşırı gitmektir. Kafirler böyle yapmakla
doğru yoldan saptılar. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısını uygun yapmak
için, bir yıl haram ayını helal, diğer yıl onu haram sayarlar. Böylece Allah'ın
haram kıldığını helal kabul ederler. Zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı
gün gibi aynı duruma döndü. Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunların
dördü mukaddes (haram) aylardır ki üçü arka arkaya gelen Zilkade, Zilhicce ve
Muharrem, dördüncüsü de Cemaziyelahir ile Şaban'ın arasındaki Receb'tir. Ey
mü'minler! Bu ay hangi aydır?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."-Zilhicce ayı
değil midir?"-Evet Zilhiccedir."-Bu içinde bulunduğumuz belde hangi
beldedir?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.-Mekke Şehri değil midir?"-Evet
Mekke'dir."-Bugün hangi gündür?


-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."Yevmü'nnahr
(kurban kesme günü) değil midir?"-Evet yevmünahr'dır. Bu diyalogdan sonra
Rasûlüllah sahabelere dönerek "Şu halde iyi bilin ki; bu şehrinizde, bu
beldenizde, bu gününüzün mukaddes (haram) olduğu gibi birbirinize kanlarınızı
dökmek, mallarınızı haksız yere olmak, namuslarınızı kirletmek de haramdır, her
türlü saldırıdan masumdur. Muhakkak ki, siz Rabbinize kavuşacaksınız, o zaman
bütün bu işlerden sorulacaksınız. Ey İnsanlar! Aklınızı başınıza alında benden
sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde dalâlete, vahşete düşerek cahiliye
devrine dönmeyin. Ey insanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunları burada hazır
bulunanlarınız burada bulunmayanlara tebliğ etsin. Olabilir ki, kendisine
tebliği edilen kimse burada bulunup işiten bir kısım kimseden daha iyi anlayıp
bellemiş olur" ardından Rasûlüllah iki kez:"- Tebliğ ettim mi?" buyurdu.Sahabîler:-Evet
ettin, deyince O;"Şahit ol ya Rab!" dedi ve tekrar hatırlattı: "Burada
bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin. "


Rasulüllah Mina'daki bu hutbesinden sonra
kurban kesim yerine gelerek önceden hazırlanan yüz devenin altmış üçünü bizzat
kendi kurban etti diğerlerini de Hz. Ali kestikten sonra her deveden birer parça
et alınarak pişirilip yenildi. Daha sonra traş olan Hz. Peygamber ihramdan çıktı
ve Kabe'yi tavaf etti. Öğle namazını da orada kıldıktan sonra Zemzem suyunun
yanına gitti ve kendisine sunulan bir bardak suyu içtikten sonra tekrar Mina'ya
döndü. Rasûlüllah Mina'da geçirdiği teşrik günlerinde şeytan taşlama görevini
yerine getirmiş, bu arada çevresinde bulunan insanlara hutbeler irad buyurmuştu.


"Allah'ın yardımı ve fetih geldiği ve
insanların dalga dalga Allah'ın dirine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini
överek tesbih et. O'ndan mağfiret dile. Çünkü o tevbeleri çok kabul edendir"
(en-Nasr, 110/1-3) mealindeki Nasr sûresinin nâzil olduğunu duyan Müslümanlara,
hem yeni nâzil olan bu sûreyi okumuş hem de kendilerine nasihat ettiği
hutbelerinden birini irad buyurmuştur. Bu hutbesinde de yine Müslümanların mal,
can, namus emniyetinden bahseden Rasûlüllah insan haklarının temelini oluşturan
bu üç hakkı tekrar tekrar ümmetine hatırlatmıştı. Değişik yer ve zamanda irade
edilen bu hutbeler, tek bir hutbe şeklinde bütünleştirilmiştir.


Hutbenin toplum hayatına getirdiği
prensipler:


İncelendiği zaman Veda Hutbe'sinde
Peygamber (s.a.s)'in başlıca şu noktalara değindiği görülür:


1- Her işte daima Allah'a hamd-ü sena etmek
gerekir.


2- Nefis, insanı her zaman şerre yöneltmek
ister. Bu sebeple nefislerin şer-inden de Allah'a sığınmak lâzımdır.


3- Can, mal ve ırz kutsaldır. Yaşama hakkı
tabii bir haktır. Irz, şeref, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet saldırıdan korunmuş
haklardır.


4- Cahiliye gelenekleri kaldırılmıştır.
İnsanlar alışa geldikleri kötü şeyleri körü körüne yapmaktan vazgeçmelidirler.


5- Faiz haramdır.


6-Kan davası gütmek haramdır.


7- Emânetler yerlerine verilmelidir.
Emânete hıyanet


edilmemelidir.


8- Küçük büyük önemli-önemsiz her işte
şeytana uymaktan sakınılmalıdır.


9- Kadınların ve erkeklerin karşılıklı hak,
vazife ve sorumlulukları vardır. Kadınlara nezâketle davranılacaktır.


10- Hem kadın hem de erkekler zinadan
şiddetle kaçınacaklardır.


11- Köle ve hizmetçilere iyi
davranılacaktır.


12- Bütün Müslümanlar kardeştir. Her türlü
sınıf farkları ve ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Üstünlük fazilet iledir.


13- Zulümden sakınmak gerekir, halkın malı
haksız yere yenemez, birine ait bir şey sahibinin izni olmadıkça başkası için
helâl olmaz.


14- Müslümanlar birbirleriyle savaşmaktan
sakınacaklardır.


15- Allah'ın Kitâb'ına ve Peygamber'in
sünnetine uyanlar asla sapıklığa düşmezler.


16- İslâm sadeliğinden ayrılmamak,
aşırılıklara sapmamak gerekir.


17-Hak Teâlâ'ya ibadet olunacak; beş vakit
namaz kılınacak, oruç ayında oruç tutulacak, Hz. Peygamber'in tavsiyelerine
uyulacaktır. Bunları hakkıyla yerine getirenlerin mükâfatı cennettir. 





--Hazırlıyan www.ferhatturan.com /// Ferhat Turan--