Hased Nedir

9 Ocak 2020 | 22:15:06

Kötü huyların onbeşincisi hasettir. Haset, kıskanmak, çekememektir. Allahü teâlânın ihsân ettiği nîmetim ondan çıkmasını istemektir. Faydalı olmıyan, zararlı olan birşeyin ondan ayrılmasını istemek, haset olmaz, (Gayret) olur. İlmini, mâl, mevkı' ele geçirmek, günah işlemek için kullanan din adamından ilmin gitmesini istemek gayret olur. Mâlını haramda, zulümde, islâmiyeti yıkmakta, bid'atları ve günahları yaymakta kullananın mâlının yok olmasını istemek de, haset olmaz, din gayreti olur. Bir kimsenin kalbinde haset bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günah olmaz. Kalbde bulunan hâtıra, düşünce, günah sayılmaz. Hâtıranın kalbe gelmesi insanın elinde değildir. Kalbinde haset bulunmasından üzülmezse veya arzusu ile haset ederse, günah olur, haram olur. Bu hasetini sözleri ile, hareketleri ile belli ederse, günahı daha çok olur. Hadis-i şerifte, (İnsan, üç şeyden kurtulamaz: Sû-i zan, tayere, haset. Sû-i zannedince, buna uygun harekette bulunmayınız. Uğursuz zannettiğiniz şeyi, Allaha tevekkül ederek yapınız. Haset ettiğiniz kimseyi hiç incitmeyiniz!) buyuruldu. Tayere, uğursuzluğa inanmaktır. Sû-i zan, bir kimseyi kötü zannetmektir. Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, kalbde haset hâsıl olması, haram değildir. Bundan râzı olmak, devamını istemek, haram olur. (Hadîka)da diyor ki, (Kalbe gelen düşünce beş derecedir: Birincisi, kalbde durmaz, def' edilir. Buna (Hâcis) denir. İkincisi kalbde bir zaman kalır. Buna (Hâtır) denir. Üçüncüsü, yapmak ile yapmamak arasında tereddüd olunur. Buna (Hadis-ün-nefs) denir. Dördüncü derece, yapması tercîh edilir. Buna (Hemm) denir. Beşinci derecede bu tercîh kuvvetlenip, karar verir. Buna (azm) ve (cezm) denir. İlk üç dereceyi melekler yazmaz. Hemm, hasene ise yazılır. Seyyie ise, terk edilirse, sevap yazılır. Azm olursa, bir günah yazılır). İşlemezse, bu da affolur. Hadis-i şerifte, (Kalbe gelen kötü şey söylenmedikçe ve buna uygun hareket edilmedikçe affolur) buyuruldu. İnsanın kalbine, küfür veya bid'at îtikadı olan bir düşünce gelince, bundan üzülür ve hemen red ederse, bu kısa düşünce, küfür olmaz. Fakat, senelerce sonra kâfir olmaya karar verirse, hattâ bunu bir şarta bağlarsa dahî, karar verdiği anda kâfir olur. Senelerce sonra bir kâfir ile evlenmeye niyet eden kadın da böyledir.

[Haramı işlemenin günahı, işlemeye karar vermekten daha büyüktür. (Haram), Allahü teâlânın yasak ettiği şey demektir. Günah, (ism) demektir. Yâni, haram işleyene karşılık verilecek cezâ demektir. Günah işlemek demek, cezâ ve azâb yapılmasına sebep olacak bir şey yapmak, yâni haram işlemek demektir. (Sevap), iyilik ve ibâdet yapana âhırette verilecek iyi karşılık, mükâfât demektir. Allahü teâlâ, dünyada iyilik ve ibâdet yapanlara âhırette sevap vereceğini vaat etmiştir. İyilik ve ibâdet yapana âhırette sevap verilmesi, vâcib ve lâzım değildir. Allahü teâlâ, lutf ederek, merhamet ederek, bunlara âhırette sevap vereceğini vaat etmiştir. Allahü teâlâ, vaadinden dönmez, muhakkak yapar.]

Hadis-i şerifte, (İnsan, haram işlemeyi kalbinden geçirir, Allahdan korkarak yapmazsa, hiç günah yazılmaz. Haramı işleyince, bir günah yazılır) buyuruldu.

Kâfir olmaya ve bid'at sahibi olmaya niyet etmek haramdır. O anda, öyle olur. Çünkü, bu iki niyetin kendileri kötüdür. Kendileri haramdır. Haram işlemek düşüncesi ise, harama sebep olduğu için kötüdür. Düşüncenin kendisi kötü değildir, bunu işlemek, yapmak kötüdür. Kötülüğü işlemeyince, haramlığın ve günahın kalkması, Allahü teâlânın merhametindendir ve Muhammed aleyhisselâm hurmetine, bu rahmet-i ilâhiyye onun ümmetine mahsûstur.Alıntı



Yazar :Sevdali1
Mesaj: 1000+



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group