Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  islami Forum -> İslami Yazılar -> İhlas ve Samimiyetin Önemi
 
Mesaj Yazar
Alıntıyla Cevap Gönder Tarih: 2013-12-15, 20:37:19

Mesaj konusu: İhlas ve Samimiyetin Önemi İslami ve insani değer ve duyarlılıkların hızla aşındığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Modern insanın sorunlarından biri de “samimiyet” sorunudur.
Günümüzde ahlak, erdem, ihlas ve samimiyetin yerini, riya, hile, bencillik ve fırsatçılık almış ve bunlar toplumsal birer hastalığa dönüşmüştür.
Samimiyet; içtenlik, ihlaslı olmak, saflık, temizlik, duruluk, sadakat, bir işi sırf Allah için yapmak gibi anlamlara gelir. İhlasla iç içe bir kavramdır. Samimiyet “İhlas” kavramının açılımıdır.
Samimiyet; içtenlik ve ihlasla, saf ve duru bir hal ile Allah’a yönelmektir…
Samimiyet, dinde temel değerlendirme ölçüsüdür. Kişinin bütün yapıp ettikleri, samimiyetine göre karşılık görecektir. Müslümanın, iman, ibadet ve muamelat alanında yani hayatının her alanında samimi olması gerekir. Dinin özü, ihlas ve samimiyete dayanır. Bunun için müslümanın da her işinde samimi olması gerekir. Samimi olmayan iman, ibadet ve amellerin Allah yanında hiçbir değeri olmaz.
Samimi olan insan öncelikle Allah`a, ardından da insanlara karşı dürüst olur. Çünkü Allah`ın herşeyi görüp, duyduğunu, O`nun karşısında bir gün tüm yaptıklarıyla hesap vereceğini bilir. Tüm düşüncelerinden, her türlü konuşmalarından, her türlü davranışlarından sorumlu olacağının bilincindedir. İşte bu yüzden müminin yaşadığı dürüstlük ve samimiyet onun imanının en önemli göstergelerindendir.
İnanç ve ibadetlerde samimi olmanın gerekliliği Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:

“(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.”(39 Zümer,2)

De ki: “Şüphesiz bana, dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi.”(39 Zümer,11)

“Oysa kendilerine yalnızca Allah`a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O`na iman ederek bâtıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu: çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlakî değerler sistemidir. ”(98 Beyyine,5)

Kur’an-ı Kerim’de, Allah`a karşı samimiyetle yönelen kişiler övülmüş ve bu kişilerin hayırlı bir sonuçla karşılaşacakları müjdelenmiştir:

“Tâğût’tan,ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele!
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. (39 Zümer , 17-18)
İtikad, ibadet ve ahlakî eylemlerin ihlaslı olması, bunlara Allah rızasından başka bir şeyin karıştırılmamasını ve ortak edilmemesini gerektirir. İhlas ne kadar iyi bir değerse bunun zıddı olan riya ve ikiyüzlülük,samimiyetsizlik de o kadar kötüdür. Yüce Allah yalnız kendisi için yapılan ihlaslı amel ve ibadetleri kabul eder, bunlara sevap verir. Riya, gösteriş, münafıklık, ikiyüzlülük, yalan, aldatma gibi şeyler hiçbir şekilde ihlasla ve İslam’la bağdaşmaz.

Samimiyete dayanmayan, sadece gösteriş için yapılan ibadetlerin ve güzel davranışların Allah katında hiçbir değeri bulunmadığını Peygamber Efendimiz ibretli bir misâlle ortaya koymuştur:

"Kıyâmet gününde aleyhinde ilk hükmedilen insanlar şunlardır:
Birincisi şehîd edilen kimsedir. O Allâh`ın huzûruna getirilir. Allâh kendisine olan nîmetlerini anlatır. O da, bunları itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:

"- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" diye sorar.

Adam:

"- Yâ Rabbî! Senin uğrunda şehîd edildim." der.

Allâh buyurur ki:

"- Yalan söyledin! Sen, yalnızca cür`etli ve cesur denilsin diye harbettin. Gerçekten öyle de denildi." (Sonra) onun hakkında emredilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.

İkincisi ilim öğrenen, başkalarına da öğreten, ayrıca Kur`ân da okuyan adamdır. O huzûra getirilir. Allâh kendisine olan nîmetlerini anlatır. O da itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:

"- Bunlara karşı ne yaptın?" diye sorar.

Adam:

"- İlim tahsîl ettim. Onu başkalarına da öğrettim. Senin uğrunda Kur`ân da okudum." der.

Allâh buyurur ki:

"- Yalan söyledin! Sen ilim öğrendin, ancak âlim denilsin diye; Kur`ân okudun, ancak o kârîdir, kırâat ehlidir denilsin diye. Hakîkat öyle de denildi."

Sonra hakkında emrolunur ve ateşe, yâni cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.

Üçüncüsü Cenâb-ı Hakk`ın kendisini genişlettiği, malın her çeşidinden verdiği adamdır. O getirilir. Allâh ona olan nîmetlerini anlatır. O da bunları itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:

"- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" diye sorar.

Adam:

"- Hakkında infâk edilmesini emir buyurduğun hiçbir yol bırakmadım. Malımı ancak senin yolunda harcadım." der.

Cenâb-ı Hakk buyurur:

"- Yalan söyledin! Onları ancak cömerttir denilesin diye yaptın. Nitekim öyle de denildi."

Sonra hakkında emredilir ve cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir." (Müslim, İmâre 152).
Bu hadîs-i şerîf, ihlâsın,samimiyetin, amellerin Allâh katındaki kabul şartı olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Amellerde Allah`ın rızâsı olmadıkça zâhiren Allâh yolunda ölmek, ilim tahsîl etmek ve infakta bulunmak gibi en makbûl olan ameller bile sahibine hiçbir fayda sağlamamaktadır.

Hz.Peygamber samimiyetin önemini diğer bir hadis-i şerifte bizlere şu şekilde bildirmektedir.

Temim ed-Dârî’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber : “Din, samimiyettir.” buyurmuştur. (Ravi der ki:) “Biz, ‘Kime karşı’, diye sorduk. O da “Allah’a, Kitabına, Rasulüne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara karşı’, buyurdular.” (Müslim, iman,95. diğer hadis kitaplarında benzer rivayetler için bkz: Ebu Davud, edeb, 59; Tirmizi, birr, 17; Nesai, bey’at, 31; İbni Mace, menasik, 76; İbni Hanbel.)
Gerçekten de iman ve din, sayılanların hepsine karşı samimi olmayı gerektirir. Çünkü Allah’a karşı, kitabına karşı, Rasulüne karşı, müminlere veya her müslümana karşı, onların yöneticilerine karşı inancında samimi olmayan insan mümin değil, olsa olsa münafıktır. İnandığını söylediği halde bunlara karşı samimi olmayan kişinin müslümanlığı laftan ibarettir. Bunlar kendilerini mümin veya müslüman olarak göstermeye çalışsa bile, gerçekte “Onlara insanların inandığı gibi inanın denildiği zaman, biz beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız? derler. Oysa asıl beyinsizlerin kendileri olduklarını bilmiyorlar”(2 Bakara/13) ayetinin belirttiği gibi gerçekte bozgunculuktan başka bir şey yapmamaktadırlar.

Sayılanlardan bütün müminlere veya her müslümana karşı samimiyetin nasıl olması gerektiği Taberani’nin Cerir b.Abdillah’tan rivayet ettiği aşağıdaki olay çok güzel ortaya koymaktadır:

“Sözkonusu rivayete göre Cerir, kendisine bir at satın almak için kölesine emretmiş, o da 300 dirheme bir at satın alarak parasını ödemek için atla birlikte sahibini de Cerir’e getirmiş, Cerir atı beğenmiş ve sahibine: “Senin atın 300 dirhemden fazla eder, onu 400 dirheme satar mısın?” demiş. At sahibi, “Bu sana kalmış bir şeydir ey Ebu Abdillah!” demiş. Cerir: Senin atın bundan da fazla eder. Onu 500 dirheme satar mısın?” demiş ve “Senin atın bundan da fazla eder” diyerek yüzer yüzer artırarak hayvanın fiyatını 800 dirheme yükseltmiş ve onu bu fiyata satın almış. Kendisine neden böyle yaptığı sorulunca; “Çünkü ben Rasulullaha, her müslümana karşı samimi/dürüst olmak üzere biat ettim” demiştir”(Ahmed Davudoğlu, Sahihi Müslim Tercüme ve Şerhi, 1/301, Sönmez, İstanbul 1977).

Evet, İslam, insanların bu samimiyetle mümin olmalarını ve bu imanın gereği olarak Allah’a, Kur’an’a, Rasulullah’a, müslümanlara ve onların yöneticilerine karşı dürüst olmalarını ister. Müminleri bu samimiyet ve bilinç üzere yetiştirir. İnsanlar İslamı kabul ederken Allah’a, Kitabına, Rasulüne, müminlere ve onların yöneticilerine karşı samimi olacakları ve öylece yaşayacaklarının bilincinde olarak inanır ve öylece yaşamaya söz vermiş olurlar. Sayılanların birine yahut hepsine karşı gerek inanç olarak gerekse davranış olarak bu samimiyeti bozmak veya dışına çıkmak, Allaha kulluğun dışına çıkmak anlamına gelir. İnsan için en büyük tehlike budur. Onun için inanıyorum diyen kişilerin neye inandığını ve gereğini nasıl yerine getireceğini öğrenmesi ve yerine getirmesi gerekir. Çünkü imanın da, amelin de belkemiği, özü vedayanağı samimiyettir.



Alıntı:
_________________
İbâdet tahtımdır, hidâyet tâcım,
Başka hiçbir tâca, yok ihtiyacım,
Her an, her mekânda Sana muhtâcım,
Kapında secdesiz, bırakma YA RABBİ!
Eslem_Sare
Mesaj: 100+
Mesaj: 100+


 
 
 
Kayıt: Nov 12, 2011
Mesajlar: 212

Kullanıcının profilini görüntüle
 
 

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group