Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  islami Forum -> Hz. Peygamberin Savaşları -> Uhud Şehitleri - Peygamberimizin Şehidler Arasında Dolaşması
 
Mesaj Yazar
Alıntıyla Cevap Gönder Tarih: 2012-02-17, 06:50:08

Mesaj konusu: Uhud Şehitleri - Peygamberimizin Şehidler Arasında Dolaşması Uhud Şehitleri - Peygamberimizin Şehidler Arasında Dolaşması


Düşman kuvvetler, harp meydanını terk edip Mekke`ye doğru hareket edince, Peygamber Efendimiz mücahidlerle birlikte çıktığı kayalıktan indi. Cesetleriyle yerde yatan, fakat ruhlarıyla yüksek âlemlerde pervaz eden şehidler arasında dolaştı. Gönlü hüzünle doluydu. Kadere teslimiyetin verdiği inşirah olmasaydı manzara seyredilecek gibi değildi. En güzîde Sahabîlerini kaybetmişti. Kureyş müşrikleri şehidler hakkında vahşice muâmelelerde bulunmuşlardı. Çoğunu parça parça ederek tanınmaz bir hale getirmişlerdi. Onların arasında durdu. İçler parçalayıcı manzarayı bir müddet hüzünle seyrettikten sonra, "Ben, Kıyamet gününde, şu şehidlerin Allah yolunda canlarını fedâ ettiklerine şâhidlik edeceğim" buyurdu.
Daha sonra Ashabına dönerek, "Bunları, kanlarıyla sarıp gömünüz. Allah yolunda çarpışarak yara alanlar, Kıyâmet gününde Mahşere yaraları kanayarak geleceklerdir. Kanlarının rengi kan rengi, ama kokuları mis kokusu gibi olacaktır" diye ferman etti.613
Şehidler arasında Efendimizin amcası kahraman Sahabî Hz. Hamza da vardı. Karnı yarılmış, ciğeri çıkarılmış, burnu ve kulakları kesilmiş, cesedi parça parça edilmişti. Zor tanınıyordu. Onun mübârek cismini gören Resûl-i Kibriyâ Efendimiz öylesine üzüldü, öylesine elem duydu ki, bir anda gözlerinden yaşlar boşandı. O anâ kadar öylesine mahzun olduğu görülmemişti. "Seyyidü`ş-Şühedâ (şehidlerin efendisi)" olan bu cesaret abidesi Sahabînin cesedi başında durdu.

Gözyaşları arasında ona şöyle seslendi:
"Ey Hamza! Hiçbir zaman, hiç bir kimse senin gibi böyle bir musibete uğramamış ve uğramayacaktır!
"Benim için bundan daha büyük bir musibet olamaz!
"Ey Resûlullahın amcası Hamza!
"Ey Allah`ın ve Resûlünün arslanı Hamza!
"Ey hayırlar işleyen Hamza!
"Ey Resûlullaha koruyucu olan Hamza!
"Allah, sana rahmet etsin!
"Eğer senden sonra yas tutmak gerekeydi, sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım."614

O esnâda, Medine tarafından tozu dumana kata kata birinin gelmekte olduğu görüldü. Yaklaşan bir kadındı. Hz. Hamza`nın anne-baba bir kardeşi olan Hz. Safiyye idi. Kardeşinin durumunu öğrenmek istiyordu. Önüne gelene Hz. Hamza`nın nerede olduğunu, kendisine nelerin yapıldığını soruyordu. Hz. Resûlullah, yaklaşmakta olduğunu görünce, oğlu Hz. Zübeyr bin Avvam`a, "Annene söyle geri dönsün. Kardeşinin cesedini görmesin" diye emretti.
Hz. Zübeyr annesini karşıladı: "Anneciğim! Resûlullah, geri dönsün diye emretti" dedi.
Hz. Safiyye, "Eğer ona yapılanı görmemek için döneceksem, ben zaten kardeşimin cesedinin kesilip biçildiğini öğrenmiştim. O, bu musibete Allah yolunda uğramıştır. Biz Allah yolunda bundan daha beterine de razıyız. Sevâbını Allah`tan bekleyeceğiz. İnşallah sabredip, katlanacağız"615 diye kahramanca cevap verdi.
Hz. Zübeyr, gelip durumu haber verince Efendimiz Hz. Safiyye`nin kardeşi Hz. Hamza`yı görmesine müsâade buyurdu.
Hz. Safiyye, Şehidlerin Efendisi kardeşinin yanına vardı. Başucunda oturdu. Sessizce ağlamaya başladı. Yanında duran Resûl-i Ekrem Efendimiz de bu manzara karşısında gözyaşlarını tutamadı. Bu hazin ve ibretli manzaraya Hz. Fâtıma da gelip gözyaşlarıyla katılınca, ortalığı bir başka duygulu, içli ve acıklı hava kapladı. Allah`ın kaderine gönülden tereddütsüz teslim olmuş Hz. Safiyye, musibete karşı sabrın ifadesi olan, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn" âyet-i kerimesini okudu. Aziz kardeşine de Allah`tan rahmet ve mağfiret dileğinde bulundu.616
O esnâda Hz. Cebrâil geldi. Peygamber Efendimize Hz. Hamza`nın göklerde, "Allah`ın ve Resûlullahın arslanı" diye yazılmış olduğunu haber verdi. Resûl-i Ekrem, bu müjdeyi Hz. Safiyye`ye iletti.617
Muharebenin şiddetli gününde Abdullah bin Cahş ile Sa`d bin Ebî Vakkas Hazretleri bir kenara çekilip Cenâb-ı Hakka duâ etmişlerdi. Sa`d: "Yâ Rabbi! Bir büyük düşmana rastgelip cenk ederek ona galip ve muzaffer olayım" diye duâ etmişti. Abdullah bin Cahş (r.a.) ise onun duâsına "Amin" dedikten sonra, "Ben de bir büyük düşmanla karşılaşayım. Onunla çarpışayım ve sonunda şehid olayım. Burnum ve kulaklarım kesilsin. Yarın mahşer gününde Cenâb-ı Hak bana, `Burnun ve kulakların nerede kesildi` diye sorunca, `Ya Rabbi! Senin ve Resûlünün yolunda kesildi` diye cevap vereyim" diye duâ etmişti.
Şehidler arasında Abdullah bin Cahş da vardı. Ve aynen duâ ettiği gibi burnu ve kulakları kesilmişti. Bunu gören Sa`d bin Ebî Vakkas hayretini gizleyemedi.
Şehidler arasında İslâm ordusunun sancaktarı Hz. Mus`ab bin Umeyr de vardı. Resûl-i Ekrem Efendimiz onun yanına vardı: "Mü`minlerden, Resûlullah ile beraber olacaklarına dair Allah`a verdikleri söze sâdık kalan nice kimseler vardır. Onlardan kimi verdiği sözü tamamen yerine getirerek şehidliğe kavuştu; kimi de böyle bir âkibeti beklemektedir. Onlar, sözlerini hiçbir şekilde değiştirmemişlerdir."618 meâlindeki âyet-i kerimeyi okudu.
Hz. Mus`ab`a kefen olacak bir şey bulamamışlardı. Üzerinde kaftanı vardı. Sahabîler bu kaftanım baş tarafına örttüklerinde ayak tarafı açılıyor, ayak tarafına çektiklerinde ise baş tarafı açılıyordu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bu durumu görünce, "Baş tarafını kalkanı, ayaklarını ise ızhır otu [bir çeşit kokulu ot> ile örtünüz" diye emretti.
Allah yolunda, Resûlullah ve İslâm uğrunda her fedakârlığı göstermek, her meşakkati göze almak ve sonunda şehid olmak! Şehid olduktan sonra ise örtülecek kefenden bile mahrum kalıp ottan kefene sarılmak! İbret ve şeref dolu bir sahne!
Bütün bunlardan sonra Resûl-i Ekrem Efendimiz, şehidlerin namazlarını kıldı. O zaman, Uhud şehidlerinin namazlarının kılınmadığı, defnedildikten sekiz sene sonra kılındığı da rivâyet edilmiştir.619
Daha sonra Peygamber Efendimiz, üzerindeki silâh ve zırhları çıkarıldıktan sonra şehidlerin kanları ve kanlı elbiseleriyle gömülmelerini emretti.
Sahabîler, "Yâ Resûlallah, önce hangilerini defnedelim?" diye sordular.
Resûl-i Ekrem, "En çok Kur`ân bileni önce defnediniz" buyurdu.620
Resûl-i Ekrem, müşriklerin Medine üzerine yürüyüp, kadınlarla çocukları yok etmelerinden endişe duyuyordu. Bunun için düşmanın gerçekten Mekke`ye gidip gitmediğini öğrenmek istiyordu. Hz. Ali`yi huzuruna çağırdı, "Git, müşrikleri takip et! Gör bakalım ne yapıyorlar? Ne yapmak istiyorlar?
"Eğer, onlar develerine biniyor, atlarını ise yedeklerine alıyorlarsa, Mekke`ye dönmek istiyorlardır. Şayet, atlara biniyor, develeri sürüyorlarsa, niyetleri Medine`ye yürümektir" diyerek kendisini keşfe memur kıldı.
Müşrikleri takibe çıkan Hz. Ali, develere bindiklerini, atlarını ise yedekte götürdüklerini gördü. Gelip durumu Resûl-i Ekreme haber verdi.

613. Sîre, 3/103-104; Tabakât, 3/13-14
614. Sîre, 3/101-102; Tabakât, 3/13-14; İnsanü`l-Uyûn, 2/360
615. Sîre, 3/103
616. A.g.e., 3/101-102
617. A.g.e., 3/103-104; Tabakât, 3/13-14
618. Ahzab Sûresi, 23
619. Buharî, 2/26
620. Ebû Davûd, 2/174; Nesâî, 4/83
gonlumungulu
Mesaj: 1000+
Mesaj: 1000+


 
 
 
Kayıt: Sep 01, 2006
Mesajlar: 2334

Kullanıcının profilini görüntüle
 
 

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group