2 Mart 2018 Diyanet cuma hutbesi

2 Mart 2018 | 10:21:08

Mesaj konusu : 2 Mart 2018 Diyanet cuma hutbesi , 2.03.2018 İSLAM’DA TİCARET AHLAKI hutbesi vaaz hakkında bilgi bilgi edinelim....


"Cum'a günü öğlen namazı vakti içinde bir hutbeden sonra cemaatle ve cehren kılınan iki rekat farz-ı ayn namaz. "

Cum'a Arapça bir isim olup, "toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum'a gününe, müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir (Zebidî, Tâcu'l-Arüs, V, 306; Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân, XVIII, 97, 98).


"Bir kimse Cum'a günü gusleder, elinden geldiği kadar temizlenir, yağ veya koku sürünür, sonra mescide gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar, hutbeyi dinlerse; geçen Cum'a'dan o Cum'a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. " (Buhârî, Cumua, 6)

Cum'a namazının farziyyeti Kitab, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum'a sûresinin dokuzuncu âyetinde Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler, Cum'a günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah'ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

İbn Mâce'de mevcut Hz. Câbir (r.a.)'den rivâyet edilen şu hadis, Cum'a'nın farziyyetinin sünnetle delilidir:

"Ey insanlar, ölmeden önce Allah'a tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller işlemeye çalışınız. Allah'ı çokça zikretmek ve gizli ve açık olarak çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız. hem de (Allah tarafından) hatırınız hoş tutulur. Şunu biliniz ki: Yüce Allah şu bulunduğum makamda, şu günümde, şu ayımda ve şu yılımda sizlere Cum'a'yı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam edecek. Benim hayatımda, ya da benden sonra adaletli yahutta zâlim bir imamı bulunduğu halde, onu hafife alarak yahut ta inkâr ederek kim terkederse; Allah, onun iki yakasını bir araya getirmesin, hiç bir işini mübarek kılmasın. Haberiniz olsun, böyle bir kimsenin ne namazı vardır ne zekâtı, ne haccı, ne orucu ve ne de iyiliği Tâ ki tövbe edinceye kadar. Artık kim tövbe ederse, Allah, onun tövbesini kabul etsin. Şunu da biliniz ki: Hiç bir kadın bir erkeğe imam olmasın. (Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap, bir muhacirin önüne geçip imam olmasın. Fâcir bir kimse de, kılıcından ya da copundan korktuğu bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mü'min bir kimseye imam olmasın. " (İbn Mâce, Sünen, İstanbul 1401, I, 343, Hadis no: 1081).

2 Mart 2018 Cuma, Türkiye Geneli Cuma Hutbesi

İSLAM’DA TİCARET AHLAKI
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Allah Resûlü (s.a.s.) ihtiyaçlarını temin etmek için
zaman zaman Medine pazarına giderdi. Alışveriş
yapan insanları izler, onlarla sohbet ederdi. Yine bir
gün pazar yerinde dolaşırken bir buğday satıcısı
dikkatini çekti. Kuru görünen buğday yığınına elini
daldırdı. Ancak çuvalın altı göründüğü gibi değildi.
Parmakları ıslanan Peygamberimiz, satıcıya bu
ıslaklığın sebebini sordu. Adam buğdayların
yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Resûl-i
Ekrem Efendimiz, “Öyleyse insanların görmeleri
için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez
miydi?” buyurdu ve şöyle uyardı: “Bizi aldatan,
bizden değildir!”1
Aziz Müminler!
Dinimize göre, kişinin bir başkasına muhtaç
olmadan hayatını sürdürmesi ve aile fertlerinin
nafakasını temin etmesi esastır. Bu maksatla helal ve
meşru yoldan kazanç temin etmek, iş ve ticaret
hayatının içinde bulunmak övgüye lâyık bir durumdur.
Allah rızasının, kul hakkının ve helal-haram
hassasiyetinin gözetilmediği her türlü alışveriş ise
dinimizce yasaklanmıştır. Nitekim hutbemin başında
okuduğum ayetlerde Yüce Rabbimiz şöyle
buyurmaktadır: “Ölçü ve tartıda hile yapanlara
yazıklar olsun. Onlar, insanlardan bir şey
aldıklarında tam ölçüp tartarlar. Kendileri
başkalarına vermek için ölçtüklerinde ise eksik
tartarlar...”2
Kardeşlerim!
İnsanlığa huzurlu, dengeli ve hakkaniyetli bir
hayatın yol haritasını çizen İslam, alışveriş ve ticaret
ahlâkına dair de birtakım ilkeler koymuştur. Şüphesiz
ticaret ahlâkının en önemli ilkesi kazancın helal
olmasıdır. Müslüman, sadece dünya kârına değil, çok
daha önemli olan ahiret yatırımına ağırlık verir ve
kazancına haram bulaştırmamaya özen gösterir. Yüce
Allah’ın haram kıldığı şeyleri alıp satmaz. Helal
olmayan yollardan servet edinmez. Haksız kazançtan,
faizden, karaborsacılıktan, kamu malına el uzatmaktan
ve vergi kaçırmaktan uzak durur. Ötekini yok eden,
rakibini ortadan kaldırmaya çalışan tekelci ve fırsatçı
bir anlayışı asla kabul etmez. Bencilliği değil,

diğerkâmlığı şiar edinir. Kardeşim de kazansın
anlayışıyla hareket eder.
Muhterem Müslümanlar!
Ticaret ahlâkının bir diğer ilkesi de doğruluk ve
dürüstlüktür. Alışverişte açık sözlü ve şeffaf olmak,
yalan, hile ve aldatmadan kaçınmaktır. Nitekim
Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Dürüst ve güvenilir
tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle
beraberdir.”3 buyurmuştur.
Doğru sözlü ve güvenilir bir insan olmak, mümin
olmanın gereğidir. Mümin, helal kazanç uğruna ter
dökerken, attığı her adımda ibadet bilinci taşır. İşte bu
bilinçle hareket eden ecdadımız “Ahîlik” geleneğini
oluşturmuş, çarşı pazarlarda hukuka riayet kadar,
ahlâka da uygun davranılmasını temin etmiştir. Her bir
ustayı, zanaatkârı ya da tüccarı, meslekî becerilerin
yanı sıra güzel ahlâk ve maneviyatla da donatmıştır.
Tarihte Müslüman tüccarların ticaret ahlâkından
etkilenerek İslam ile müşerref olan nice topluluk
vardır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Peygamberimiz (s.a.s) “Bir Müslümanın
kusurlu bir malı, kusurunu açıklamadan satması
helâl değildir.”4 buyurur. Zira malın kusurunu
gizlemek, insanların birbirine olan güvenini ve
alışverişin bereketini yok eder. Her ne kadar kısa
vadede kâr etmiş gibi görünse de aslında gerçeği
gizleyen satıcının sonu hüsrandır. Bunun bilincinde
olan bir mümin, kâr elde etmek için her yolu mubah
görmez; geçici dünya malına kalıcı ahiret saadetini
değişmez. Bir başkasının kaybı ve zararı üzerinden
kazanç ve menfaat devşirmez. Aldatıcı reklamlarla,
haksız rekabetlerle piyasayı bozmaya tevessül etmez.
Kardeşlerim!
Ticari hayatımızda dikkat etmemiz gereken
önemli hususlardan biri de alışveriş meşgalesinin
Allah’a karşı kulluk görevlerimize engel olmamasıdır.
Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Öyle
adamlar vardır ki onları ne bir ticaret ne de
alışveriş Allah’ı zikretmekten, namazı dosdoğru
kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyabilir.”
5
Ne hazindir ki, hayatımızda helal kazanç
duyarlılığının, kanaat, tevazu, dürüstlük ve insaf gibi
erdemlerin gün geçtikçe zayıfladığını görüyoruz. Hırs
ve tamah, servete ve mala olan düşkünlük, lüks ve
ihtiyaç fazlası tüketim bir çığ gibi büyüyor.
Geliniz hep birlikte bu gidişata dur demek için
hayatımızı gözden geçirelim. Kazancımızı doğruluk ve
samimiyet üzerine inşa edelim. Helale, iyiye ve temiz
olana yatırım yapalım. Harama, kötülüğe ve sahteciliğe
giden yolları kapatalım. Hak Teâlâ’nın rızası için
kazanan ve kazancını hayır yoluna harcayan müminler
olalım.

1 Müslim, İman, 164; Darimî, Büyû', 10.
2 Mutaffifîn, 83/1-3.
3 Tirmizî, Büyû', 4.
4
İbn Mâce, Ticaret, 45.
5 Nur, 24/37.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

*************
Cum'a Namazının Farz Olmasının Şartları

Cum'a namazı; namaz, oruç, hac, zekât kelimeleri gibi, fıkıh usulü açısından "kapalı anlatım (mücmel)" özelliği olan bir terimdir. Bu yüzden onun kılınış şekil ve şartları âyet, hadis ve sahabe açıklamalarına ihtiyaç gösterir. Çünkü Allah elçisi "Namazı benim kıldığım gibi kılınız" (Buhârî, Ezan, 18; Edeb, 27) buyurmuştur.

Câbir b. Abdullah'ın naklettiği bir hadiste şartlar şöyle belirlenmişti:

"Allah'a ve âhiret gününe inananlara Cum'a namazı farzdır. Ancak yolcu, köle, çocuk, kadın ve hastalar bundan müstesnadır" (Ebû Dâvud, I, 644, H. No: 1067; Dârakutnî, II, 3; Bağavî, Şerhu's-Sünne, I, 225) Bu istisnaların dışında kalan her müslüman erkek bu namazla yükümlü demektir. Buna göre şartlar şöyledir:

A) Erkek olmak: Cum'a namazı kadınlara farz değildir. Ancak namazı cemaatle kılarlarsa bu yeterli olup, öğle namazını kılmaları gerekmez (es-Serahsî, II, 22, 23; İbn Abidin, Reddü'l-Muhtâr, I, 591, 851-852).

B) Hür olmak: Hürriyetten yoksun bulunan esir ve kölelerle, ceza evindeki hükümlülere, Cum'a günü öğle namazını kılmaları yeterlidir. Cum'a namazı farz değildir. Ancak anlaşmalı (mükâteb) kölelerle, kısmen azad edilmiş kölelere farzdır. Kendisine Cum'a namazı farz olmayan köle esir veya mahkumlar her ne sûretle olursa olsun, Cum'a'yı kılmış olsalar, sahih olur.

C) Mukîm olmak: Yolcuya Cum'a namazı farz değildir. Çünkü o, yolda ve gittiği yerlerde genel olarak güçlüklerle karşılaşır. Eşyasını koyacak yer bulamaz veya yol arkadaşlarını kaybedebilir. Bu sebeple ona bazı kolaylıklar getirilmiştir.

D) Hasta olmamak veya bazı özürler bulunmamak: Namaza gidince hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimselere Cum'a farz olmaz. Yine, hasta bakıcı, aciz ihtiyar, gözü görmeyen, ayaksız, kötürüm ve müslümanlar Cum'a'yı kılarken onların güvenliğini sağlamakla görevli olan emniyet nöbetçisi gibi özrü bulunanlar, vakit bulunca öğle namazı kılmakla yetinirler. Ancak bu kimseler cemaatle Cum'a namazına katılırlarsa yeterli olur (es-Serahsî, II, 22, 23; İbnü'l-Humam, Fethu'l-Kadir, I, 417)

Ayrıca, düşman korkusu, şiddetli yağmur ve çamur, ağır bir hastaya bakma gibi özürler de Cum'a namazını kılmamayı mübah kılan özürlerdir. Körün, elinden tutup camiye götürecek kimsesi olursa, Cum'a'yı kılması İmam Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre farz olur. Üzerlerine Cum'a namazı kılması farı olmayan müslüman kimseler, Cum'a'yı kılmaya imkan bularak kılsalar, vaktin farzını eda etmiş olurlar, artık o günün öğle namazını kılmaları gerekmez. Cum'a namazı kılmaları farz olmayan kimseler, bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınıyor ise, öğle namazını cemaatle değil, yalnız başlarına kılarlar. Bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınmıyor ise, öğle namazlarını cemaatle kılabilirler...

İslam Ansiklopedisi , Şamil Yayınları



Yazar :Sevdali1




Şu an sayfamızdasınız 2 Mart 2018 Diyanet cuma hutbesi

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group