23 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi

21 Şubat 2018 | 23:51:42

Mesaj konusu : 23 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi , 23.02.2018 Bağımlılık Bir Tuzaktır hutbesi vaaz hakkında bilgi bilgi edinelim....


"Cum'a günü öğlen namazı vakti içinde bir hutbeden sonra cemaatle ve cehren kılınan iki rekat farz-ı ayn namaz. "

Cum'a Arapça bir isim olup, "toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum'a gününe, müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir (Zebidî, Tâcu'l-Arüs, V, 306; Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân, XVIII, 97, 98).


"Bir kimse Cum'a günü gusleder, elinden geldiği kadar temizlenir, yağ veya koku sürünür, sonra mescide gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar, hutbeyi dinlerse; geçen Cum'a'dan o Cum'a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. " (Buhârî, Cumua, 6)

Cum'a namazının farziyyeti Kitab, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum'a sûresinin dokuzuncu âyetinde Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler, Cum'a günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah'ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

İbn Mâce'de mevcut Hz. Câbir (r.a.)'den rivâyet edilen şu hadis, Cum'a'nın farziyyetinin sünnetle delilidir:

"Ey insanlar, ölmeden önce Allah'a tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller işlemeye çalışınız. Allah'ı çokça zikretmek ve gizli ve açık olarak çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız. hem de (Allah tarafından) hatırınız hoş tutulur. Şunu biliniz ki: Yüce Allah şu bulunduğum makamda, şu günümde, şu ayımda ve şu yılımda sizlere Cum'a'yı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam edecek. Benim hayatımda, ya da benden sonra adaletli yahutta zâlim bir imamı bulunduğu halde, onu hafife alarak yahut ta inkâr ederek kim terkederse; Allah, onun iki yakasını bir araya getirmesin, hiç bir işini mübarek kılmasın. Haberiniz olsun, böyle bir kimsenin ne namazı vardır ne zekâtı, ne haccı, ne orucu ve ne de iyiliği Tâ ki tövbe edinceye kadar. Artık kim tövbe ederse, Allah, onun tövbesini kabul etsin. Şunu da biliniz ki: Hiç bir kadın bir erkeğe imam olmasın. (Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap, bir muhacirin önüne geçip imam olmasın. Fâcir bir kimse de, kılıcından ya da copundan korktuğu bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mü'min bir kimseye imam olmasın. " (İbn Mâce, Sünen, İstanbul 1401, I, 343, Hadis no: 1081).

23 Şubat 2018 Cuma, Türkiye Geneli Cuma Hutbesi



BAĞIMLILIK BİR TUZAKTIR
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerime de Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi,
yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden
koruyun…”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan
ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi ise nefsinin
arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan
iyilik temenni edendir.”2
Kardeşlerim!
İnsan, eşref-i mahlûkattır, varlık âleminin en değerli,
en şerefli üyesidir. İslam, insanın ömrü boyunca bu değere
layık biçimde yaşaması ve hem dünyada hem de ahirette
saadete ermesi için gönderilmiştir. Yüce dinimizin gayesi,
insanın canını, malını, aklını, ırzını ve inancını her türlü
kötülükten, fitne ve fesattan korumaktır. Bu sebeple İslam,
insanın canına ve malına kasteden, aklını ve idrakini
zayıflatan, ırzına ve nesline zarar veren, din ve inanç
özgürlüğünü elinden alan her şeyle mücadele eder. Ferdin,
ailenin ve toplumun huzurunu bozan bütün zararlı
alışkanlıkları ve bağımlılıkları yasaklar.
Aziz Müminler!
Kur’an-ı Kerim, dünya hayatının bir imtihan
olduğunu ve bu imtihanda başarılı olmak isteyenlerin
nefsine esir olmaması gerektiğini ısrarla tekrarlar. Geçici
heveslerin, sınırsız arzu ve isteklerin peşinde koşan insanın
sonu hüsrandır. Şu kısacık hayatın önemini, kıymetini ve
ciddiyetini bize unutturan her türlü bağımlılık, birer
tuzaktır. Zamanımızı, paramızı ve sağlığımızı heba eden
kötü alışkanlıklar, geleceğimize yönelik birer tehdittir.
Muhterem Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim bizlere defalarca “Hiç düşünmez
misiniz?” diye sorarken, alkol ve uyuşturucu ile beyni
dumura uğramış bir insan nasıl düşünebilir? Yüce
Rabbimiz bizleri “Ne kadar da az şükrediyorsunuz?”
diye uyarırken, saatlerce ekrana bağlanıp hayattan kopan
bir insan çevresindeki nimetleri görüp de nasıl
şükredebilir? Resûl-i Ekrem Efendimiz “Bakmakla
yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah
olarak yeter.”3 buyururken, kumarda, bilgisayar
oyunlarının başında geceleyen insan ailesiyle nasıl
ilgilenebilir?

Kardeşlerim!
Bağımlılık, yuvalar dağıtmakta, milli servetimizi
heder etmekte, maneviyatımızı kökünden sarsmaktadır. En
üstün niteliklerle yaratılan insanoğlunun bu meziyetlerini
toplumun ve ümmetin faydası için kullanamadan bu
dünyadan geçip gitmesi ne acıdır! Çocuklarımız maalesef
taklit, özenti ve merak ile kötü alışkanlıklara adım atmakta
ve arkadaşlarının aklına uymaktadır. Ailesinden yeterli ilgi
ve desteği göremeyen, kendisini yalnız ve sevgisiz
hisseden gençlerimiz, hain şebekelerin ağına kolayca
düşmektedir. Onlara rehberlik etmek, gündemlerini takip
etmek, sadece maddi ihtiyaçlarını değil manevi
ihtiyaçlarını da karşılamak bizlerin vazifesidir.
“Çocuklarının senin üzerinde hakkı var”4 buyuran
Sevgili Peygamberimiz bizlere bu mühim vazifeyi
hatırlatmaktadır.
Aziz Kardeşlerim!
Sevgili Peygamberimiz “İki nimet vardır ki
insanların pek çoğu bunların kıymetini bilmeyerek
aldanmaktadır: Sağlık ve boş vakit”5 buyurur.
Hastalanınca ya da meşgaleden bunalınca fark ettiğimiz bu
iki nimetin kadrini bilelim. Beden ve ruh sağlığımızın en
büyük düşmanı olan sigara, alkol ve uyuşturucu
maddelerin her türlüsünden şiddetle sakınalım,
sakındıralım. Vaktimizi bir kara delik gibi yutan ve faydalı
işlere zaman ayırmamıza engel olarak günlerimizi tüketen
internet bağımlılığına karşı uyanık olalım. Allah’ın bize
sunduğu teknolojik imkânları akıllı ve bilinçli bir şekilde
kullanmayı öğrenelim, öğretelim. İyi alışkanlıkların, erdem
ve ahlakın aile içinde kazanıldığını, gençlerimizin ancak
bizim ilgi ve desteğimizle bağımlılıktan uzak
kalabileceğini unutmayalım.
Aziz Müminler!
Çocuklarımızı ve gençlerimizi eğlendirirken
zehirleyen, sahte zaferlerle saatlerce meşgul eden sigara,
alkol, uyuşturucu, kumar, internet, bilgisayar ve akıllı
telefon gibi bağımlılıklara karşı uyanık olmak hepimizin
vazifesidir. Cenab-ı Hak, bu konuda kötü bir gidişatın
sonuna işaret ederek bizleri şöyle uyarır: “Sonra bunların
ardından namazı kılmayan ve nefsani arzularına uyan
bir nesil geldi…”6

Unutmayalım ki, evlatlarımız bizim yarınlarımızdır ve
neslimiz bize emanettir. Sağlıklı, eğitimli ve şuurlu nesiller
için gözümüzün nuru olan evlatlarımızı dinimizle,
kültürümüzle, kimliğimizle donatalım ki, her türlü
kötülükten kendilerini koruyabilsinler.
Hutbemi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i
şerifi ile bitirmek istiyorum: “Kıyamet gününde hiçbir
kul, ömrünü ne için tükettiği, bilgisiyle ne yaptığı,
malını nereden kazanıp nerede harcadığı ve bedenini
neyle yıprattığı konusunda hesaba çekilmedikçe bir
yere kıpırdayamayacaktır.” 7

1 Tahrim, 66/6.
2 Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 25.
3 Ebû Davud, Zekat, 45.
4 Müslim, Sıyam, 183.
5 Buhâri, Rikâk, 1.
6 Meryem, 19/59.
7 Tirmizî, Sıfatü’l -Kıyame, 1.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü



************

Cum'a Namazının Farz Olmasının Şartları

Cum'a namazı; namaz, oruç, hac, zekât kelimeleri gibi, fıkıh usulü açısından "kapalı anlatım (mücmel)" özelliği olan bir terimdir. Bu yüzden onun kılınış şekil ve şartları âyet, hadis ve sahabe açıklamalarına ihtiyaç gösterir. Çünkü Allah elçisi "Namazı benim kıldığım gibi kılınız" (Buhârî, Ezan, 18; Edeb, 27) buyurmuştur.

Câbir b. Abdullah'ın naklettiği bir hadiste şartlar şöyle belirlenmişti:

"Allah'a ve âhiret gününe inananlara Cum'a namazı farzdır. Ancak yolcu, köle, çocuk, kadın ve hastalar bundan müstesnadır" (Ebû Dâvud, I, 644, H. No: 1067; Dârakutnî, II, 3; Bağavî, Şerhu's-Sünne, I, 225) Bu istisnaların dışında kalan her müslüman erkek bu namazla yükümlü demektir. Buna göre şartlar şöyledir:

A) Erkek olmak: Cum'a namazı kadınlara farz değildir. Ancak namazı cemaatle kılarlarsa bu yeterli olup, öğle namazını kılmaları gerekmez (es-Serahsî, II, 22, 23; İbn Abidin, Reddü'l-Muhtâr, I, 591, 851-852).

B) Hür olmak: Hürriyetten yoksun bulunan esir ve kölelerle, ceza evindeki hükümlülere, Cum'a günü öğle namazını kılmaları yeterlidir. Cum'a namazı farz değildir. Ancak anlaşmalı (mükâteb) kölelerle, kısmen azad edilmiş kölelere farzdır. Kendisine Cum'a namazı farz olmayan köle esir veya mahkumlar her ne sûretle olursa olsun, Cum'a'yı kılmış olsalar, sahih olur.

C) Mukîm olmak: Yolcuya Cum'a namazı farz değildir. Çünkü o, yolda ve gittiği yerlerde genel olarak güçlüklerle karşılaşır. Eşyasını koyacak yer bulamaz veya yol arkadaşlarını kaybedebilir. Bu sebeple ona bazı kolaylıklar getirilmiştir.

D) Hasta olmamak veya bazı özürler bulunmamak: Namaza gidince hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimselere Cum'a farz olmaz. Yine, hasta bakıcı, aciz ihtiyar, gözü görmeyen, ayaksız, kötürüm ve müslümanlar Cum'a'yı kılarken onların güvenliğini sağlamakla görevli olan emniyet nöbetçisi gibi özrü bulunanlar, vakit bulunca öğle namazı kılmakla yetinirler. Ancak bu kimseler cemaatle Cum'a namazına katılırlarsa yeterli olur (es-Serahsî, II, 22, 23; İbnü'l-Humam, Fethu'l-Kadir, I, 417)

Ayrıca, düşman korkusu, şiddetli yağmur ve çamur, ağır bir hastaya bakma gibi özürler de Cum'a namazını kılmamayı mübah kılan özürlerdir. Körün, elinden tutup camiye götürecek kimsesi olursa, Cum'a'yı kılması İmam Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre farz olur. Üzerlerine Cum'a namazı kılması farı olmayan müslüman kimseler, Cum'a'yı kılmaya imkan bularak kılsalar, vaktin farzını eda etmiş olurlar, artık o günün öğle namazını kılmaları gerekmez. Cum'a namazı kılmaları farz olmayan kimseler, bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınıyor ise, öğle namazını cemaatle değil, yalnız başlarına kılarlar. Bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınmıyor ise, öğle namazlarını cemaatle kılabilirler...

İslam Ansiklopedisi , Şamil Yayınları



Yazar :Sevdali1




Şu an sayfamızdasınız 23 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group