16 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi

14 Şubat 2018 | 22:18:52

Mesaj konusu : 16 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi , 16.02.2018 CİHÂD: ALLAH YOLUNDA CANLA VE
MALLA MÜCADELE hutbesi vaaz hakkında bilgi bilgi edinelim....


"Cum'a günü öğlen namazı vakti içinde bir hutbeden sonra cemaatle ve cehren kılınan iki rekat farz-ı ayn namaz. "

Cum'a Arapça bir isim olup, "toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum'a gününe, müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir (Zebidî, Tâcu'l-Arüs, V, 306; Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân, XVIII, 97, 98).


"Bir kimse Cum'a günü gusleder, elinden geldiği kadar temizlenir, yağ veya koku sürünür, sonra mescide gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar, hutbeyi dinlerse; geçen Cum'a'dan o Cum'a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. " (Buhârî, Cumua, 6)

Cum'a namazının farziyyeti Kitab, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum'a sûresinin dokuzuncu âyetinde Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler, Cum'a günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah'ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

İbn Mâce'de mevcut Hz. Câbir (r.a.)'den rivâyet edilen şu hadis, Cum'a'nın farziyyetinin sünnetle delilidir:

"Ey insanlar, ölmeden önce Allah'a tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller işlemeye çalışınız. Allah'ı çokça zikretmek ve gizli ve açık olarak çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız. hem de (Allah tarafından) hatırınız hoş tutulur. Şunu biliniz ki: Yüce Allah şu bulunduğum makamda, şu günümde, şu ayımda ve şu yılımda sizlere Cum'a'yı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam edecek. Benim hayatımda, ya da benden sonra adaletli yahutta zâlim bir imamı bulunduğu halde, onu hafife alarak yahut ta inkâr ederek kim terkederse; Allah, onun iki yakasını bir araya getirmesin, hiç bir işini mübarek kılmasın. Haberiniz olsun, böyle bir kimsenin ne namazı vardır ne zekâtı, ne haccı, ne orucu ve ne de iyiliği Tâ ki tövbe edinceye kadar. Artık kim tövbe ederse, Allah, onun tövbesini kabul etsin. Şunu da biliniz ki: Hiç bir kadın bir erkeğe imam olmasın. (Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap, bir muhacirin önüne geçip imam olmasın. Fâcir bir kimse de, kılıcından ya da copundan korktuğu bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mü'min bir kimseye imam olmasın. " (İbn Mâce, Sünen, İstanbul 1401, I, 343, Hadis no: 1081).

16 Şubat 2018 Cuma, Türkiye Geneli Cuma Hutbesi



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Müminler!
Bir sahabî, Peygamberimizin huzuruna gelerek,
“Hem sevap hem de şöhret kazanmak için savaşan bir
adam hakkında ne dersiniz? Böyle birisinin kazancı
nedir?” diye sordu. Allah’ın Resûlü, “Hiçbir şey
kazanamaz.” cevabını verdi. Ancak adam, sorusunu
ısrarla üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Peygamberimiz,
“Hiç şüphe yok ki Allah, sadece kendi rızasını
kazanma niyetiyle yapılan samimi amelleri kabul
eder.”1 buyurdu.
Aziz Müminler!
Cihâd, Allah yolunda harcanan emeğin, Hak uğrunda
verilen mücadelenin adıdır. Cihâd, müminin, bütün
varlığını seferber ederek Yüce Rabbinin rızasını kazanma
çabasıdır. Cihâd, mukaddesatı korumak için beden, dil,
fikir ve gönülle kararlılık göstermektir.
Haksız bir saldırı, yok etme, sömürme ya da
zulmetme mücadelesi değildir cihâd. Aksine
Müslüman’ın, vatanında şerefi, kimliği ve özgürlüğüyle
var olma; imanını, bayrağını, istiklâlini ve haysiyetini
muhafaza etme azmidir. Cihâd, zulme ve zalime karşı, bir
milletin hukukunu savunma gayretidir. Hakkı tutup
kaldırma, yeryüzünde barış, huzur, adalet ve iyiliği yayma
gayesidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a ve
Resûlüne iman eden kimselerin mallarıyla ve canlarıyla
Allah yolunda cihâd ettiklerini anlatmaktadır.2
Peygamberimiz de “Ellerinizle, dillerinizle ve
mallarınızla cihâd ediniz!”3 buyurmaktadır. Bu âyet ve
hadis göstermektedir ki; cihâd, sadece canı feda etmekle
değil, kimi zaman elle, kimi zaman dille, kimi zaman da
malla hakka hizmet etmekle olur.
“Mücâhid, nefsiyle cihâd eden kişidir.4 hadis-i
şerifi gereği hepimizin cihâdı öncelikle kendi nefsimizde
başlar. Nefsin kötülüğe, hataya ve isyana teşvik eden
vesvesesi ile mücadele etmek de cihâddır. Allah’ın dinini
en doğru kaynaktan öğrenip en güzel şekilde yaşamak da
cihâddır. Bizi fıtratımızdan uzaklaştıracak, uçurumlara
sürükleyecek arzu ve isteklere karşı durmak da cihâddır.
Ve mümin, eğer kendi nefsi ile olan cihâdında başarılı
olabilirse, o zaman İslâm düşmanlarına karşı cihâdında da
zafer elde edebilir.

Kıymetli Kardeşlerim!
İslam’ın hayat veren ilkelerini yeryüzünde yaymak,
haksızlıkların sona ermesini sağlamak için yapılan cihâd,
kimi zaman kalemle kimi zaman da kelâmla olur. Mümin,
an gelir eliyle, gün olur malıyla Allah yolunda, kelime-i
Hak için çalışır, çabalar. Doğruyu anlatmak, iyiye davet
etmek, güzelliklere vesile olmak için gecesini gündüzüne
katar. İnancı, varlığı, vatanı, bekası ve hürriyeti için silahlı
mücadeleye girmesi ise, cihâdın en üst seviyesidir. Daha
dün Doğusuyla Batısıyla, Kuzeyiyle Güneyiyle bu aziz
vatanı korumak uğruna verdiğimiz mücadele, cihadın en
canlı şahididir. Allah’ın yardımıyla muzaffer çıktığımız
Çanakkale, varoluş destanının, iman, cesaret ve azmin
adıdır.
Aziz Müminler!
Cihâd, eline silahı alıp körü körüne masum canlara
kıymak değildir. Son yıllarda insaf ve vicdanını yitirmiş
cinayet şebekelerinin yaptığı ve Müslümanlara mal
edilmeye çalışılan intihar saldırılarının, vahşet ve şiddetin
İslâm’ın cihâd anlayışı ile yakından uzaktan alakası
yoktur. Çünkü İslam’da cihad öldürmenin değil,
yaşatmanın; yok etmenin değil, diriltme çabasının adıdır.
Cihâd, ancak insanı yaratılış amacından saptıran her türlü
kötülüğü ortadan kaldırmak için yapılır. Kime karşı ve
hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, masum insanlara
yönelik saldırılar, İslâm’ın cihâda yüklediği yüce ruh ve
ideallerle asla bağdaşmaz. Bunlar, insanlığa karşı
hunharca işlenmiş büyük cinayet girişimleridir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bugün de millet olarak canımızla ve malımızla bir
beka mücadelesi veriyoruz. Mehmetçiğimiz, inancımız,
bayrağımız, vatan toprağımız uğrunda hiç çekinmeden
varlığımızı feda edebileceğimizi bütün dünyaya bir kere
daha gösteriyor. Ömrünün baharında şehadet şerbetini
yudumlayan her bir vatan evladı, adeta bizlere Rabbimizin
şu müjdesini haykırıyor: “Allah yolunda öldürülenlere
sakın ‘ölü’ demeyin. Onlar diridirler. Ancak siz bunu
idrak edemezsiniz.”5
Aziz Müminler!
Bu varlık mücadelesinde hepimize sorumluluk
düşüyor. Bu sorumluluğun bir gereği olarak geliniz bu
mübarek Cuma vaktinde hep birlikte Allah Teâlâ’ya
gönülden şöyle niyaz edelim:
Allah’ım! İstiklal ve istikbalimiz, birlik ve
beraberliğimiz uğrunda mücadele eden kahraman
ordumuzu muzaffer eyle! Huzurumuz ve değerlerimiz
uğrunda canlarını feda eden aziz şehitlerimize rahmet,
gazilerimize şifalar ihsan eyle! Fitne, fesat ve
bozgunculuk peşinde koşanlara, milletimize ve ümmet-i
Muhammed’e hile ve tuzak kuranlara karşı bize feraset,
basiret, kuvvet ve dirayet lütfeyle! Bizleri cihâdın gerçek
anlamını kavrayan, senin yolunda mücahede ve
mücadeleden kaçmayan samimi müminler eyle!
Rabbimiz! Sana inandık, sana güvendik, sana
tevekkül ettik. Bizleri sensiz, sahipsiz, inayetsiz bırakma!

1 Nesâî, Cihâd, 24.
2 Saff, 61/11.
3 Nesâî, Cihâd, 48.
4 Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd, 2.
5 Bakara, 2/154.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

************

Cum'a Namazının Farz Olmasının Şartları

Cum'a namazı; namaz, oruç, hac, zekât kelimeleri gibi, fıkıh usulü açısından "kapalı anlatım (mücmel)" özelliği olan bir terimdir. Bu yüzden onun kılınış şekil ve şartları âyet, hadis ve sahabe açıklamalarına ihtiyaç gösterir. Çünkü Allah elçisi "Namazı benim kıldığım gibi kılınız" (Buhârî, Ezan, 18; Edeb, 27) buyurmuştur.

Câbir b. Abdullah'ın naklettiği bir hadiste şartlar şöyle belirlenmişti:

"Allah'a ve âhiret gününe inananlara Cum'a namazı farzdır. Ancak yolcu, köle, çocuk, kadın ve hastalar bundan müstesnadır" (Ebû Dâvud, I, 644, H. No: 1067; Dârakutnî, II, 3; Bağavî, Şerhu's-Sünne, I, 225) Bu istisnaların dışında kalan her müslüman erkek bu namazla yükümlü demektir. Buna göre şartlar şöyledir:

A) Erkek olmak: Cum'a namazı kadınlara farz değildir. Ancak namazı cemaatle kılarlarsa bu yeterli olup, öğle namazını kılmaları gerekmez (es-Serahsî, II, 22, 23; İbn Abidin, Reddü'l-Muhtâr, I, 591, 851-852).

B) Hür olmak: Hürriyetten yoksun bulunan esir ve kölelerle, ceza evindeki hükümlülere, Cum'a günü öğle namazını kılmaları yeterlidir. Cum'a namazı farz değildir. Ancak anlaşmalı (mükâteb) kölelerle, kısmen azad edilmiş kölelere farzdır. Kendisine Cum'a namazı farz olmayan köle esir veya mahkumlar her ne sûretle olursa olsun, Cum'a'yı kılmış olsalar, sahih olur.

C) Mukîm olmak: Yolcuya Cum'a namazı farz değildir. Çünkü o, yolda ve gittiği yerlerde genel olarak güçlüklerle karşılaşır. Eşyasını koyacak yer bulamaz veya yol arkadaşlarını kaybedebilir. Bu sebeple ona bazı kolaylıklar getirilmiştir.

D) Hasta olmamak veya bazı özürler bulunmamak: Namaza gidince hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimselere Cum'a farz olmaz. Yine, hasta bakıcı, aciz ihtiyar, gözü görmeyen, ayaksız, kötürüm ve müslümanlar Cum'a'yı kılarken onların güvenliğini sağlamakla görevli olan emniyet nöbetçisi gibi özrü bulunanlar, vakit bulunca öğle namazı kılmakla yetinirler. Ancak bu kimseler cemaatle Cum'a namazına katılırlarsa yeterli olur (es-Serahsî, II, 22, 23; İbnü'l-Humam, Fethu'l-Kadir, I, 417)

Ayrıca, düşman korkusu, şiddetli yağmur ve çamur, ağır bir hastaya bakma gibi özürler de Cum'a namazını kılmamayı mübah kılan özürlerdir. Körün, elinden tutup camiye götürecek kimsesi olursa, Cum'a'yı kılması İmam Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre farz olur. Üzerlerine Cum'a namazı kılması farı olmayan müslüman kimseler, Cum'a'yı kılmaya imkan bularak kılsalar, vaktin farzını eda etmiş olurlar, artık o günün öğle namazını kılmaları gerekmez. Cum'a namazı kılmaları farz olmayan kimseler, bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınıyor ise, öğle namazını cemaatle değil, yalnız başlarına kılarlar. Bulundukları bölgede Cum'a namazı kılınmıyor ise, öğle namazlarını cemaatle kılabilirler...

İslam Ansiklopedisi , Şamil Yayınları



Yazar :Sevdali1




Şu an sayfamızdasınız 16 Şubat 2018 Diyanet cuma hutbesi

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group