Ana Sayfa Forumlar Resim Galerisi Dini Videolar Hızlı Üyelik
Bozulan Denge

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder   islami Forum -> Her Telden
 
Mesaj Yazar
Alıntıyla Cevap Gönder

Mesaj konusu: Bozulan Denge Kâinat'ta bir âhenk, güzellik ve hayret verici bir temizlik programı görüyoruz. Bilinen bir diğer hususiyet de, Kâinat'ın iktisad prensibi üzerine yaratılmış olmasıdır. Düzenli ve plânlı çalışan bu sistem, herşey üzerinde tasarruf sahibi bir Zât'ı göstermektedir.
İnsan için yaratılan Kâinat misafirhanesinin başköşesi olan Yerküre'nin bugünkü manzarası ise Yaratılış'ın gâyesine ve fıtrata ters bir durum arzetmektedir. Batı'nın başı çektiği hemen bütün dünya ülkeleri -açlık ve yoksulluk içerisinde kıvrananlar dışında- değişen derecelerde bir israf içine gömülmüş, bir parola şeklinde "refaha ulaşabilmek için" devamlı olarak tüketen bir cemiyet halini almıştır.
Sahip olunan bütün kaynakların tabiatın hassas dengesi içindeki yeri ve tesiri dikkate alınmadan ve sorumsuzca tüketilmesi durumunda ne gibi problemlerin ortaya çıkacağı düşünülmeden, Dünya'ya, yağmalanacak bir ambar olarak bakılmış, bu tavır da onun pervasızca tahribine sebep olmuştur .
Çevre kirliliği de Batı'ya mahsus, Batı kökenli bu çarpık felsefenin bir neticesidir. Ortadaki tablo gerçekten de hayret vericidir. Köln'de yapılan bir araştırmaya göre 1 litre Ren nehri suyunun kokusunu gidermek ve oksijen temin etmek için 100 (yüz) litre kaynak suyuna ihtiyaç duyulmaktadır. Ren nehrinin bir günde denize taşımış olduğu kimyevi ve diğer yabancı maddeler üçbin vagonu doldurabilecek nisbettedir. Araştırma gemisi Atlantis II'nin tespitlerine göre Akdeniz'in her kilometrekaresinde 500 litre katran ve yağ mevcuttur . Orta Avrupa'daki İçme sularının ancak %10'u içilebilecek niteliktedir. Bunun yanısıra toprak ve havadaki kirlilik de büyük boyutlara ulaşmıştır.
Aslında tabiatta bol miktarda zehirli madde vardır; ancak bunlar tabii dengeyi bozmazlar. Hatta dikkat edilirse, bunların, tabii dengenin bir parçası olduğu görülür. Ancak, teknolojinin hediyesi olan atık ve artıkların durumu böyle değildir. Bunlardan kurtulmanın en masum yollarından biri kurşun muhafazalar içinde yeraltına gömmektir. Fakat bu yol pahalıdır. Alternatif olarak, çöplerin uzayda bir yörüngeye oturtulması ve daha uzak yörüngelere gönderilmesi planlanmaktadır.
Kalkınmış problemli ülkeler, zehirli atık maddelerin kendi topraklarında herhangi bir yere gelişigüzel bir şekilde dökülmesini veya gömülmesini yasaklayan çok ağır kanuni düzenlemeler getirmişlerdir. Fakat aynı ülkeler, bilhassa 1980'li yılların başından itibaren birbirleriyle yarışa girmişçesine, zehir taşıyan sanayi atıklarını Afrika ülkelerine göndermektedirler. OECD'nin kayıtlarına göre -bilinen vâka sayısı olarak- bu amaçla Kuzey Amerika'dan 5000, Avrupa'dan da en az 100 sefer gerçekleştirilmiştir . Çevre korumacı "Yeşil Barış" grubunun tahminlerine göre, Batı ülkelerinden Üçüncü Dünya Ülkelerine ve Doğu Avrupa'ya 1986 yılından beri 3,6 milyon ton tehlikeli artık ihraç edilmiştir .
Fert planında çıkarın önem kazandığı Batı'da fertler birbirini ezmekte, bu durum firmalar, dev çok uluslu şirketler ve tabiatıyle ülkeler planında da böyle olmaktadır. Sermaye ve güç sahibi sanayi devi ülkeler küçükleri ezmektedirler; bunda ne gibi bir mahzur olabilir ki? Onlara göre – bazı- ülkeler milli çıkarlarını ön planda tutarsa –bazı- insanların da çıkarı korunacaktır(!)
Çevre kirliliğinde rol oynayan bir diğer faktör orman yangınlarıdır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık on milyon hektar ormanlık alan yokedilmekdedir. En kötüsü de, Yeryüzü'ndeki bitki ve hayvan türlerinin en az yarısını barındıran tropikal ormanların kıyımıdır . Bu tahribin saniyedeki hızı ise bir yayılır, fakat hepsi kaçmaz. Atmosferde ve daha fazla üst seviyelerde bulunan bazı gazlar ısıyı tekrar Dünya'ya yansıtır ve Yerküre'yi bu şekilde, yaşanabilir bir sıcaklıkta tutar. Karbondioksitin de önemli bir fonksiyonu icra ettiği bu gazların arasına, son araştırma neticeleri Metan'ı (CH3) da dahil etmektedir. Metan'ı bu denli önemli kılan hususiyeti, karbondioksitden 20 (yirmi) kat daha fazla sera tesirine sahip olmasıdır. Son iki yüzyılda Atmosfer'deki metan miktarı iki katına çıkmıştır ve her yıl belli bir oranda artmaktadır. Metan petrol, tabii gaz ve kömür üretimi sırasında Atmosfer'e kaçmaktadır.

Buraya kadar sözü edilen bütün bu kirleticilere karşı toprak, su, bitki örtüsü ve Atmosfer'in belli bir tolerans sınırı vardır. Meselâ toprağın organik kısmı ile kil mineralleri iyon tutma kabiliyetine sahiptir. Toprağa atılan kirletici iyonlar bu yolla tabii bir şekilde tutularak zararlı tesirleri kısmen engellenmektedir. Yine,yeni araştırmalar neticesinde denizde petrol artıkları ve plastik maddelerle beslenen bakteri türleri tesbit edilmiştir. Ancak şurası da açıktır ki, bu tamir ve telâfi prosesleri akıllara durgunluk veren bir tarzda yürütülmektedir. İnsanın ortaya getirdiği, sorumsuzluk eseri problemler çözüm planında artık onun gücünü aşmakta, Kâinat'taki İlâhi Tasarruf'un ve Rahmet'in bir gereği olarak, bir inâyet eli yardımımıza gelmektedir. Ancak her hâdisenin sebeplere bağlı olduğu dünyamızda, sadece kendi çıkarını düşünen ve tabiatı bir rakip, altedilrnesi gereken bir karşı güç olarak gören ve rahatça tahrip edebilen İnsan bütün bunlardan mesul değil midir?
Bize göre, çevre problemlerine sağlıklı çareler bulabilmek için, evvelâ bilim ve teknoloji anlayışının, ayrıca, tabiata karşı olan bakış ve tavrı tesbit eden ölçülerin tamamen değiştirilmesi Güneş'den Yeryüzü'ne devamlı olarak ulaşan ısının büyük bir kısmı gece olduğunda uzaya futbol sahası büyüklüğüne karşılık gelmektedir.
Ormanların koruyucu ve filtre edici hususiyeti, radyoaktif maddelerin %30, bazı hallerde de %60'a varan nisbetlerde tutulmasını sağlamaktadır . Ormanlar karbondioksit dengesini de korumaktadırlar. Bir ağaç büyüyünceye kadar çektiği 12 milyon metreküp havadaki karbondioksiti işleyerek Atmosfer'e oksijen vermektedir. Buna karşılık, orman katliamı ile ortaya çıkan karbondioksit artışı sera tesirini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca ilave etmek gerekir ki, Tropikler'deki bitki türleri aynı zamanda ABD'de reçeteyle satılan ilaçların %25'inin de temel hammaddesidir.
Teknolojinin bir diğer sürprizi de "asit yağmurları" olmuştur. Başta, kömürle çalışan termik santraller ve diğer fosil yakıt kullanan fabrika ve yerleşim merkezlerinden Atmosfer'e yayılan kükürtdioksit ve azotdioksitin havadaki su buharıyla reaksiyona girmesi sonucu oluşan asit yağmuru toprağı, bitki örtüsünü, su kaynaklarını, göl ve nehirlerdeki su bileşimini ve dolayısıyla ekolojik dengeyi menfi yönde etkilemekte ve devletler arasında gerginliklere yolaçmaktadır. Bilhassa, "Avrupa'nın kirli adamı" diye nitelendirilen İngiltere, tepkileri üzerine çekmektedir.
Bugün üzerinde en çok durulan konulardan birisi de "Ozon" tabakasının incelmesi, hatta Kutup bölgelerinde kısmi olarak delinmesidir. "Tüketme" ve "Sömürme" hastalığından muzdarip olan Batı, kendi dahiyane buluşlarından olan "Ozon delici" CFC gazı üretimini 2000 yılına kadar %85 oranında azaltma kararı almıştır.
1980'li yıllar yüzyılın en sıcak on yılı olarak kayıtlara geçti. Yüzyılın en sıcak dört yılı da bu on yıl içinde bulunuyor. New York'da, uzay araştırmaları konusunda faaliyet gösteren Goddard Enstitüsü'nden James Hanse, önümüzdeki yüzyılda dünyanın ortalama sıcaklığında 3 (üç) derecelik bir artıştan sözetmektedir.
Bu, -değişimin büyüklüğü yönünden- son buzul çağıyla mukayese edilebilecek ölçüde bir iklim değişikliğidir. Hâdisenin farklı yönü, soğuma yerine havanın ısınması ve bunun binlerce yılda değil yüz yılda olmasıdır . Yapılan analizler 2030 yılına kadar 3-4,5 derece dolayında sıcaklık artışı ve 1.65 m. civarında deniz seviyesinde yükselme olacağını ortaya koyuyor .
gerekmektedir. Bir diğer deyişle, hâkîm güç ve aynı zamanda 20. asrın, beşeri ilgilendiren bütün siyasi, içtimâi, iktisadi meselelerinin tek sorumlusu durumundaki Batı'nın, kendi çarpık zihniyetini bir an için bir tarafa bırakıp yine kendisini esaslı bir şekilde sorgulaması gerekmektedir. Zira, Kâinat'ı her an dolup boşalan bir misafirhane olarak Yaratan, orada uyulacak kaideleri de bildirmiştir. Bunlara muhalefet edilerek ortaya konulan her düşünce ve yapılan her iş elbette -bugüne kadar olduğu gibi- hüsrana uğrayacak ve tesir sahası içindeki kitleleri de hüsrana sürükleyecektir.

KAYNAKLAR:
1) Bilim Teknik, Kasım 88, S. 22.
2) Çevre Koruma Derg., Ocak 87, "Çevre Kirlenmesi ve Sonuçları, Prof. Dr. İ. Baran.
3) Bilim Teknik, Kasım 88, s.6-8.
4) 1. Management. Jan 89, s. 26.
5) A. g. e., s. 26
6) Çevre Koruma Derg. Tem 87.
7) Voice, Feb./March 89, s. 15.
8) I. Management, Jan 89, s. 26.
WebMaster
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi


 
 
 
Kayıt: Apr 17, 2006
Mesajlar: 1526
Konum: Elazığ
Kullanıcının profilini görüntüle
 
 

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group