• Ana Sayfa » Forumlar » Hayat Rehberi » DUA - Mutlaka Nerede Olursan Ol Yaradana Dua Et
  • 30 Nisan 2020 | 20:28:08

    “De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” mealindeki ayette yer alan “dua” kavramı yalnız bildiğimiz dua değil, iman ve ibadeti de içine alır. (bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

    - Buna göre, bu ayetin ifadesini, “Biz insanları ve cinleri ancak bize kulluk yapsınlar diye yarattık.” (Zariyat, 51/56) mealindeki ayetle birlikte değerlendirmek gerekir.

    Çünkü İbn Abbas, Furkan suresindeki ayette yer alan “dua” kavramını iman olarak yorumladığı gibi (bk. İbn Kesir, a.g.y.), Zariyat suresindeki bu ayette yer alan “Ya’budûn” fiilinden anlaşılan “ubudiyet”/kulluk kavramını da “Allah’ı tanımak/ona iman etmek” şeklinde açıklamıştır. (bk.İbn Kesir, Kurtıbi, ilgili ayetin tefsiri)

    Bu yorum başka alimlerden de nakledilmiştir. (bk. Razi, İbn Kesir, Ebu’s-Suud, Şevkani, ilgili yer)

    b) Alimlerin büyük çoğunluğuna göre, buradaki “Dua” ayetinin muhatabı, Hz. Muhammed’in gönderildiği bütün insanlardır. (bk.Razi, ilgili yer)

    Buna göre ayetin manasını şöyle anlayabiliriz:

    “Resulüm! De ki: (önceki ayetlerde zikredilen) vasıflara haiz olup o nimetlere kavuşanlar, (Furkan:63-76 ayetlerinde zikredilen) iman eden ve buna bağlı olarak güzel amel işlemekle şereflenmiş olan insanlardır. Yoksa Allah ne diye onlara bu değeri versin ki! Dolayısıyla, sizin değer kazanmanız da iman ve salih amel işlemeye bağlıdır. Yoksa, sizin duanız/yani iman ve salih ameliniz olmazsa Rabbim size ne diye değer versin.” (krş. el-Meraği, ilgili ayetin tefsiri)

    c) Bazı müfessirlere göre, Furkan suresindeki “dua”dan maksat davettir. Ve bu ayetin muhataplar ise müslümanlar değil, müşriklerdir.

    Buna göre ayetin manası şöyledir:

    “Eğer Peygamber sizi İslam’a davet etmeseydi ve siz müşrik olarak kalsaydınız, Rabbim size ne diye değer verirdi ki!” (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    - Burada “sizin duanız” mealindeki hitabın muhatabı müşrikler olduğunu gösteren delil, bunun ardında gelen “Siz yalanladınız” mealindeki ifadedir. Çünkü müminler yalanlamazlar.

    Davet edenin Hz. Peygamber olduğuna delalet eden kelime ise, ayette yer elen “Rabbi/Rabbim” ifadesidir. (bk. İbn Aşur, a.g.y)

    d) Özetlersek:

    Bu ayette söz konusu edilen “Dua” kavramı, iman, ibadet ve duayı birlikte içine almaktadır. (bk. Razi, ilgili yer)

    Bediüzzaman hazretlerinin şu ifadeleri de bu konuya ışık tutmaktadır:

    “İman duayı bir vesile-i kat'iyye olarak iktiza ettiği ve fıtrat-ı insaniye, onu şiddetle istediği gibi; Cenab-ı Hak dahi 'Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?' ferman ediyor." (Sözler, s. 317)

    Son olarak şu önemli noktaya işaret edeceğiz:

    Sevmek veya sevmemek, bir kimsenin şahsına ait olmaktan ziyade, onun sahip olduğu vasıflarına bakar.

    Allah, bir kimsenin iyi veya kötü olduğunu değerlendirirken, kendisinin ön gördüğü ölçülere göre onun vasıflarına bakar. İnsanın şahsı kâfir de olsa Allah’ın bir sanatı olması haysiyetiyle bir değer ifade eder. Fakat, imtihan gereği olarak ortaya konulan kriterlere göre farklılık arz eder.

    Örneğin, bir insan namaz kıldığı zaman, Allah onun bu eylemini sever. Aynı adam yalan söylediğinde ise, onun bu hasletinden hoşlanmaz.

    Bu bakış açısına göre, kâfir olan insanın -din imtihanı kriterlerine göre- bütün vasıfları kötüdür. Bir peygamber ise, bütün vasıfları iyidir.

    Normal bir müminin ise, hem iyi hem kötü tarafları vardır. Eğer iyi tarafları kötü taraflarından fazla ise, bu kişi iyi kabul edilir ve sevilmeyi hakkeder. Tersine olanın durumu da bunun tersinedir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle:

    “Cenab-ı Hak âhirette muhasebe-i a'mal düsturuyla, adalet-i Rabbaniyesini, hasenat ve seyyiatın müvazenesiyle gösteriyor. Yani hasenat (iyilikler) racih ve ağır gelse, mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat (kötülükler) racih gelse cezalandırır, reddeder.” (Mektubat, s. 445)


    Kaynak : Sorularla İslamiyet



    Yazar :Sevdali1
    Mesaj: 1000+



    Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group