• Ana Sayfa » Forumlar » Dini Hikayeler » Bir Gerçek Aşk Hikayesi Derdi Olan Neylesin
  • 10 Eylül 2021 | 20:06:00

    YAVUZ SULTAN SELİM 'İN MÜTHİŞ AŞK HİKAYESİ Kalp

    Bir sefer dönüşü Cihan padişahı Yavuz sultan Selim Han, Şam yakınına otağını kurdurarak burada üç ay kadar kalmış.Bir türkmen kızı da, zaman zaman padişahın çadırına gelerek, otağın temizlik işlerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan
    gündelik işlerle meşgul olurmuş…
    Bir gün Yavuz Sultan Selim yatağının ucunda bir kağıt parçası bulmuş.“bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endişe derken….Ve kağıdı açmış.Kağıtta şu yazıyormuş;

    "DERDİ OLAN NEYLESİN?"

    Sonra büyük merak içinde almış eline kalemi şöyle bir satır
    da o düşmüş aynı kağıttaki dizenin altına

    "DERDİ OLAN SÖYLESİN"

    Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktığında otağın direğine, sevincinden ağlamış, o küçücük kalbi heyecandan göğsüne sığmaz olmuş, yer de onun olmuş âdeta gök de… fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı aşkta bulunmanın, ateşle oynamak, ateş girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmış. “varsın olsun bu aşk, buna değer diye düşünmüş.” aldığı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamış ama yine de içinde bir korku kurdu varmış ki genç güzelin, yüreğini her gün diş diş, burgu burgu kemiren... aşkın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yaşayan o gencecik yüreğin imdadına yetişmiş derhâl. bir satır daha yazmış aynı kağıda

    "KORKUYORSA NEYLESİN?"

    Yavuz sultan selim, akşam çadıra döndüğünde, not düştüğü direkteki satır gelmiş aklına. Bakmış ve okumuş ki aşkın, heyecanın ve korkunun karıştığı, tezat dolu sözcüklerin buluştuğu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karşısında. hemen o satırın altına bir mısra daha eklemiş, aşka yenik düşen koca padişah:

    "KORKOYORSA SÖYLESİN"

    bir aşkın buluşan, karmaşık ve bulanık duyguları şöyle dizilmiş kağıdın üzerine:

    DERDİ OLAN NEYLESİN
    DERDİ OLAN SÖYLESİN
    KORKOYORSA NEYLESİN
    KORKOYARSA SÖYLESİN

    Sabahın olmasını beklemiş p adişah. seher vakti sırdaşı hasancan’ı çağırtmış,sormuş otağıma kimler girer diye.Hasancan da ara sıra temizlik yapan cariye var o girer demiş, derhâl bir emir vererek: “biz dahi merak edip onu görmek isteriz tîz elden bu kızı huzura getirin.” emir derhâl yerine getirilmiş ki ahu gözlü, endamı hoş, alımlı, nazenin, ceylân gibi bir türkmen güzeli…
    Yavuz cariyeye:
    ''derdin denir ey güzel'' demiş
    ''Hünkarım cariyeniz size...'' der, sözünü bitiremeden oracıkta düşüverir.
    Yavuz cariyenin canını verdiğini anlamış.Yavuz döner yanındaki Hasan Can'a ve derki:
    ''Bazen aşk; aşığın maşuğu için ölmesi demek değil midir.'' Bunları
    söylerken de koca Yavuz gözyaşlarına hakim olamaz.
    Ve Yavuz Sultan Selim o güzel cariyenin hece taşına şu müthiş ve meşhur şiirini yazar:

    "MERDÜM-İ DİDEME BİLMEM NE FUSUN ETTİ FELEK
    GİRYEMİ KILDI HUN EKŞİMİ FUZUN ETTİ FELEK
    ŞİRLER PENCE-İ KAHRIMDAN OLURKEN LERZAN
    BENİ BİR GÖZLERİ AHUYA ZEBUN ETTİ FELEK"

    merdüm-i dide: gözbebeği
    füsun: sihir, büyü
    felek:kader
    girye:gözyaşı,ağlayış
    füzun:çok fazla
    eşk:gözyaşı
    hun:kan
    şir:aslan
    pençe-i kahr:mahveden el, kahır pençesi
    lerzan:titreyen
    ahu:ceylan( sevgili)
    zebun:aciz, zayıf,esir



    Yazar :Sevdali1
    Mesaj: 1000+



    Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group